"Kayıp" 51.Bölüm
Kayıp 51.bölüm

Prof.Hambert ve Rudolf uçaktan iner-inmez Jhonny'i bir otele yerleştirip Elvis Thompson'un gizli teşkilatına gittiler. Elvis onları hazır bekliyordu. Odanın kapısını çalıp içeriye girdiler. Dönen sandalyede oturup onlara arkasını dönmüş Elvis konuşmaya başladı.

"Sonunda sizi yakından görmek bana da kısmet oldu. Lafı fazla uzatmayacağım. Devletin ne durumda olduğunu az-çok biliyorsunuz. Bu devlete sizin gibi ölüme meydan okuyan, cesur kurtarıcılar lazım. Hükümetin içinde devleti ele geçirmek isteyenler çoğaldı. Siz bizimle çalışmayı kabul ederseniz, o hainleri tek tek yok edip bu ülkeyi kurtaracaksınız."

Bunları söyledikten sonra önüne döndü Elvis ve devam etti:

"Şimdi gelelim en önemli soruya:
Bizimle çalışmayı kabul ediyormusunuz?"

Prof.Hambert sinirli bir şekilde haykırdı:

"Hayır!"

Bunu dedikten sonra devam etti:

"Ben sadece bir profesörüm. Siyasi bir oyuncak değilim. Bu devletin içinde hainler varsa, vatanını seven insanlar da var. Ben bu işlerden anlamam. Asker değilim, bu zamana kadar eski bir tabancadan başka silah kullanmadım. Kusura bakmayın ama ben bu teklifi kabul edemem!"

"Tamam. Siz bilirsiniz." diye cevap verdi Elvis. Prof.Hambert ve Rudolf odadan çıkıp aşağıya indiler. Rudolf çok şaşırmıştı. Çünkü prof.Hambert vatanını çok seven insandı. Ondan böyle bir cevap beklemiyordu. Dışarıya çıkar-çıkmaz neden böyle yaptığını sordu. Profesör hemen cevap verdi:

"Ben artık yaşlandım, evlat. Baksana artık altmış yaşındayım. Saçlarım beyazlamış. Hem de bu devletin çok güçlü askerleri var. Benim gibi yaşlı bir savaşçıya ihtiyaçları yok. O yüzden kabul etmedim. Ama bir gün savaş çıkarsa, bende orduda savaşmaya hazırım."

Onlar otele geri döndüler. Jhonny yorgunluktan uykuya dalmıştı. Prof.Hambert dinlenmek için kanepeye oturdu. Televizyonu açıp en sevdiği kanalı izlemeye başladı. On-on beş dakika sonra telefonu çalmaya başladı. Arayan Eğitim Bakanlığından biriydi. Profesörü acilen bakanlığa çağırıyorlardı.

Prof.Hambert takım elbisesini giyinip Rudolf'la birlikte bakanlığa gitti. Rudolf dışarıda kalıp profesörü bekledi. Yaklaşık yarım saat sonra prof.Hambert üzgün bir suratla geri döndü. Rudolf fazla dayanamadı. "Ne oldu, profesör? Kötü bir şey mi oldu?" diye sorular sormaya başladı. Prof.Hambert sakin bir sesle cevap verdi:

"Beni emekli etmek istiyorlar."

Daha beş senesi varken, şimdiden emekli etmek istiyorlardı profesörü. Bu bir tesadüf değildi. Bunu Elvis yapmıştı. Prof.Hambert'in de aklına ilk gelen o oldu. O yüzden hiç vakit kaybetmeden yeniden gizli teşkilata gittiler.

Profesör sinirli bir halde Elvis'in odasına girdi.

"Siz benimle oyun oynayarak, beni kararımdan vazgeçirebileceğinizimi sanıyorsunuz?!" diye bağıra bağıra konuşmaya başladı. Elvis onu durdurup konuşmaya başladı.

"Durun. Sakin olun! Sizi anlıyorum. Ama sizde bizi anlayın. Biz bu önemli görevi herkese vermiyoruz. Ülkenin size ihtiyacı var. Eğer bu teklifi kabul ederseniz, Lei hanımın katillerini de biz buluruz."

Bunu duyan Rudolf odanın açık kalmış kapısını kapatıp koltukların birinde oturdu. Suratı bembeyaz oldu iki dakikada. Biraz sinirli bir surat ifadesiyle "Nasıl bulacaksınız? Eğer öyleyse, ben sizinle çalışmayı kabul ediyorum." sorusunu sordu. Ardından Elvis konuşmaya başladı:

"Güzel. Bizim elimiz çok yerlere uzanıyor. Siz kabul edin. Gerisini bize bırakın. Biz katilleri kısa zamanda bulup cezalarını veririz. Profesör, siz de kabul ediyormusunuz?"

Prof.Hambert cevap verdi:

"Ben yardımcımı asla yalnız bırakmam. O yüzden kabul ediyorum."

Elvis gülümseyerek son sözünü söyledi:

"Tamam. O zaman işimize başlaya biliriz !"...

Benzer Hikayeler


KAYIP hikayesi 13.Bolum
Kayıp(13.bölüm) "Bilir misin?" şiiri için Sevgili yazar Elif Koç'a teşekkürler! Prof.Hambert ve Rudolf hastaneden çıkıp 3-cü-son malzeme için Fransa'ya doğru yola çıktılar. 3.malzeme ruh tozuydu. Ruh tozu beyaz renkli, çok kıymetli bir toz. Ruh tozundan dünyada sadece 24 gram var. O, 24 gram tozda Fransa'da-Paris'te bir müzede korunuyor. Uzun yolun verdiği yorgunluktan dolayı Rudolf gözlerini kapatıp uykuya daldı. Natalya geldi gözünün önüne...Siyah saçlı, mavi gözlü, nur yüzlü Natalya. O uzun bir yolculuğa çıktı. Hiç dönmemek üzere. Daha huzurlu, daha sakin ve daha adaletli bir dünyaya gitti. Rüyasında Rudolf Natalya'yla bera Daha fazla oku
Devamını Oku
KAYIP hikayesi 39.Bolum
Kayıp(39.bölüm) ______3 gün sonra______ En son prof.Hambert'in İstanbul maceralarını okudunuz. Prof.Hambert aldığı mektuptan sonra çok korktu. Lei'nin öldüğünü sandılar ama ölmedi. Üniversite gösterisini izlediler. Otele geri döndüklerinde bir not daha bekliyordu prof.Hambert'i. Bu sefer o notları yazan gizemli adam kendini gösterme kararı aldı ve onları Bakü'ye davet etti. Buna önce çok şaşırdı profesör. Aynı zamanda Rudolf, Lei ve Jhonny'de bu duruma çok şaşırdılar. O kadar ülke varken neden Azerbaycan? Belki de bir değişiklik yapmak istemişti gizemli adam. Çok tanınmış bir ülke yerine burayı seçmişti. Rüzgarlar şehrininde kendi Daha fazla oku
Devamını Oku
img/hikaye/thump_big/15ac8f58807cea_400_yinebirgun.jpg
Kayıp hikayesi 31.Bölüm
Kayıp(31.bölüm) Kurye pastayı Rudolf'a teslim etti. Ücretini aldıktan sonra gitti. Rudolf o güzel pastayı bozulmaması için buzdolabına koydu. Rudolf: "Akşama kadar burada bekle! Akşam hakkettiğin değeri göreceksin." Bu zaman Prof.Hambert aşağı kattaki eğlence merkezinde bilardo oynuyordu Lei ile birlikte. Bir kaç dakika sonra Rudolf'ta onlara katıldı. Jhonny Elizabet'in yanından ayrılıp odalarına geri döndü. Yemeğe bir şey aradığı için direk buzdolabına doğru koştu. Kapağı açtı. İçeride bir şişe meyve suyu, bir şişe şerap, bir şişe bira, bir paket cips, bir tabak özel Tayland peyniri ve bir güzel pasta vardı. Bu p Daha fazla oku
Devamını Oku

Yinebirgün Hikaye paylaşım platformu

Herkesin bir hikayesi var...