Eskilerden!
Bazen gezinirken eskilerden bir türküye denk gelirim. Bir anda içimde bir fırtına kopar içimde. Sanki kalbimin bir köşesi hasret kalmış bu türküye kendini aramış gündüz gece. Aşık Veysel Der'ki "Bilmiyorum ne haldeyim gidiyorum gündüz gece". Sanki Aşığım yıllar önce beni anlatmış türküsünün mısralarında. Dinledikçe benden çok şey götürüyor ama o kadar çok şeyde getiriyor ki vazgeçemiyorum karşıma çıktığında. Herkesin dilinde bir laf insan düştüğünde kalkmayı bilmeli. Bence bazıları kalkmak istemiyor benim gibi. Umudun hiç mi yok diyeceksiniz belki. Belki vardır kalbimin derinliklerinde ışık girmeyen penceresiz bir odasında. Ama bana daha kendini gösterecek cesareti bulmadı galiba. Belki bir gün gelir karşıma der ki kalk hadi gidiyoruz. Dilime zincir vurulmuş sanki ya ben konuşamıyorum yada konuştuklarımı kimse anlamıyor. Anlatmak istediklerimi sayfalarımda bulamıyorlar hissedemiyorlar kalemimin amacını. Belki de sevmiyorlar kalemimi varsın sevmesinler zaten düzgün yazamıyorum ki ellerim ve dillerim bağlıyken. Keşke her şey tozpembe olsa. Aynı filmlerdeki gibi her gün binsem güzel arabama hiçbir işim olmadan hayatın keyfini çıkarsam. Bir gün Nil nehrinin kıyısında içsem şerbet bir gün Sibirya'da kendi ellerimle yaptığım tahta evimde sıcak bir çorba. Kitaplarım olsa bir ton okudukça okusam vaktim olsa. Bir tane plak istiyorum böyle çok sevdiğim türküler çalsın ama sessiz böyle fısıltı gibi ruhuma işlesin anlatmak istediği. Bir de evimin üç tarafı kitaplıklarla dolu olsun o kalan bir kenarda tamamen cam. Görmek istiyorum hayatın beyazlığını. Çıkarım belki soğuk bir gece sonsuz beyazlığın olduğunu çölde dışarı elimde bir bardak çayla. Yakarım bir ateş alırım elime sazımı çalarım "Uzun ince bir yoldayım." Sonra da derim ki kendi kendimi hangi yoldayım. Biliyorum sonu olmayan bir yol. Elbet bitecek bu hayatım geride bırakabildiklerimle anılanacağım. Doktor olsaydım kurtardıklarımla, mühendis olsam yaptığım işlerle. Şimdi beni tanıyan herkesin elinde sadece bir kitap olacak adı da "İMZA". Açacaklar kitabı ilk sayfasından başlayarak bütün hayatımı tek kitapta okuyabilecekler. Keşke bende okuyabilseydim geleceğimi bilseydim hayatımın sonunu. Hazırlık yapsaydım bütün zorluklara belki o zaman severdim yaşamayı. Belki o zaman hoş gelirdi insanların yalanları bu fazla duymayan kulaklarıma. Aralarında barınabilirdim belki sahte yüzlerin. Kendi çizgilerimden niye vazgeçmedim ki ben? Neyim lan ben? Çizgilerim varmış. Hayat öyle bir yerden vuruyor ki bütün çizgilerin bir anda dağılıveriyor. Ben yazılarımı geceleri yazarım Necip fazılın dediği gibi Sadece benim ve kaldırımların kaldığı zamanlarda. Daha rahat içimi dökerim sayfalara ve hayatta sadece bilgisayara yazmam ilk önce defterime geçiririm. O defteri inşallah kızıma vericem. Ona tek vasiyetim o defter olacak. Şimdi sessizlik istiyorum sizden. Yoruldum boş seslerin gürültüsünden az uzanıp dinlenmek istiyorum.

Ben gözlerimi kapatıyorum. Bir daha açmamak üzere...

Benzer Hikayeler


Çocukluğum gülüşlerim can çekişiyor içimde. Nasılda yorgunum sana olan anılarımdan. Hayallerim bile dizlerimin üzerinde.
Devamını Oku
Gülüyorum, espiriler komikler yapıp çevremdekileri güldürüyorum, insanlarla şakalaşıyorum, işyerindeki herkes ben olmadığımda iş yerinde matem havası olduğunu söylüyor ama bilmiyorlar ki o matem benim içimde, kimse bilmiyorlar ki hayatımda hiç bişeyin yolunda gitmediğini, ne kadar üzgün ve mutsuz olduğumu, biraz önce lavaboda ağladığımı!
Devamını Oku
Müzik
Bır kafeye oturursunda bir müzik çalar seni uzaklara götürürya, işte tamda o haldeyim.

Yinebirgün Hikaye paylaşım platformu

Herkesin bir hikayesi var...