KAYIP hikayesi 32.Bolum
Kayıp(32.bölüm)

Prof.Hambert'e gönderilen not onları çok korkutmuştu. Acaba kim ola bilir bu notu gönderen? Yoksa bu da "Liderler" konseyinin bir oyunumu? Yok yaa. Koskoca "Liderler" bir profesöre karşı böyle oyun oynamazlar. Onlar direkt harekete geçerler.

Yaklaşan tehlikenin farkındaydılar. Her an bir saldırı ve ya suikast yapıla bilirdi. O yüzden yerlerini değiştirdiler. Prof.Hambert'in Alfred isimli eski bir arkadaşının Himalay dağlarında küçük bir evi vardı. Eski bir evdi ama o soğuk dağda sıcacık bir yerdi. Prof.Hambert Alfred'i en son on yedi yıl önce görmüştü. Hatta, bu evi beraber yapmışlardı. Prof.Hambert sadece bir gün o evde kalmıştı.

Alfred:

"Yaşlı adam telaşlıydı. Sanki, ölüm her an onun kapısını çalacaktı. Her gecenin karanlığında, çakan her şimşekte geçmişini görürdü yaşlı adam. Geçmişinde yaşadığı pişmanlıklar, ayrılıklar hep kafasının üzerinde kara bulut gibi gezerdi. Gözünü kapatmaktan korkardı. Karanlığın içinde kaybolmaktan. Her an can verecekmiş gibi hissederdi. Oysa ki, karşıda onu güzel günler bekliyordu. Her ayrılığın sonunda güzel bir gün vardır derler ya, onun için öyle değildi. Bir derdi biter, ertesi gün yeni bir derdi başlardı. Kaçardı hep birilerinden. Saklanırdı. Gerçeklerdenmi, yoksa başkalarının yalanlarındanmı? Büyük sorulara cevap bulamazdı yaşlı adam. Soruların içinde kayıp olurdu."

Şimdiki zaman

Rudolf yan koltukta uyuyan profesöre seslenerek onu uyandırdı.

Rudolf:

"Profesör, uyan! Uyan geldik!"

Prof.Hambert otobüs yolculuğunun verdiği yorgunlukla uykuya dalmıştı. Rudolf'un seslenmesiyle uyandı. Artık az kalmıştı Himalay dağlarına. On-on beş dakikalık yolları kalmıştı.

Dağların karlı zirveleri uzaktan gözüküyordu. Onları bu sefer soğuk bir macera bekliyordu.

Otobüs dağın yanındakı bir köyde durdu. Orada otobüsten inip yolun kalan kısmını yürüyerek devam ettiler. Kıyafetlerini kalın giyinmişlerdi. Kalın çoraplar, pantolonlar, kazaklar, montlar. Bir dağ seyahati için hazır vaziyetteydiler. Çantalarında yeterli miktarda gıda ve poşet çaylar yer alıyordu.

On dokuz dakikalık yolculuktan sonra Alfred'in evine vardılar. Evin yakınlarında bir otel vardı. Buralar kış turizmi için en güzel yerler.

Jhonny evin kapısını çaldı. Evin önü her zamanki gibi karlardan temizlenmişti. İçeriden hiçbir ses gelmedi. "Belki uyumuştur"-diye düşünüp tekrar çaldı kapıyı. Kapı yine açılmadı. Camlardan biri açıktı. Jhonny camdan eve girip kapıyı açtı.

Ev iki odalıydı. Prof.Hambert odalardan birinde Alfred'in resmini buldu. Resim çerçeve içindeydi.

Lei mutfağa gitti. Çaydanlık sıcaktı. Demek ki, Alfred yeni çıkmıştı evden.

Rudolf:

"Şimdi ne yapacağız? Adam evde yok."

Prof.Hambert:

"Oturup beklemekten başka çaremiz yok. Dışarıda öldürmek için bizi bekleyen insanlar var."

Lei tepsiyle dört bardak sıcak çay getirdi.

Lei:

"Buyurun, sıcak çaylarınızda geldi!"

Onlar çaylarını içerken, dışarıdan ayak sesleri geldi. Korkmaya başladılar. Gelen adam onları öldürmek isteyen adam da ola bilirdi. Rudolf tabancasını hazırladı. Jhonny yavaş yavaş kapıya yaklaştı. Kapıyı açtı. Gelen Alfred'ti.

Alfred:

"Ooo! Merhaba, dostum. Senin ne işin var burada?"

Prof.Hambert:

"Uzun hikaye. Sonra anlatırım, dostum."

Alfred:

"Kapıya bir kağıt bırakmışlar."

Sonra elindeki kağıtta yazan notu okumaya başladı.

"Seni izliyorum, profesör! Bu sefer ben gelmedim. Ama gelecek sefer ben çıkacağım karşına!"...

Benzer Hikayeler


Kayıp 50.Özel Bölüm*
"Kayıp" hikayesi yeni bölümleriyle yeniden sizlerle! Kayıp 50.Özel bölüm* Dünya hep kendi kanunlarını kendisi yazar. İnsanların başında hep bir savaş korkusu, hep bir felaket vardır. Dünyanın bir tarafında insanlar rahat yaşarken, bir tarafında hep savaş vardır. Bir tarafta çocuklar oyuncaklarıyla oynarken, diğer taraftaki çocuklar bomba sesleriyle uyanır her sabah. Dünyanın sonu gelmedikçe insanlar her zaman bu acı günleri yaşayacaklar. Dünyanın sonu gelmedikçe savaşlar bitmeyecek. Ve bir gün herkes öldürdüğü canlının hesabını verecek! Prof.Hambert Bir ay geçti o acı günden. Lei'nin arkasından çok göz Daha fazla oku
Devamını Oku
talihsiz
ben çağlar,beyaz korkutucu tenimden dolayı bana "hayalet" derler,eyer 10 yaşında soluk tenli bi çocuksanız bir çok zorbanın gazabına uğrarsınız özelliklede devran gibi isminden bile bela akıyo mahallede herkez ondan korkardı bende dahil...yanlız oyun oynardım hep hiç oynatmazlardı bi gün kırık kaldırımın üstünde otururken birden yanıma yaklaştı.. -ayağa kalk dedi alaycı bi tavırla yumruklarımı sıkarak kalktım "vay hayaleti kızdırdık gece evimize girebilir" dedi arkadaşlarına doğru ben kısık ve ürkmüş bi ses tonuyla "ne istiyosun?" dedim korkunç bi gülümseme atıp balkonda oturan annemi işaret etti kafasın Daha fazla oku
Devamını Oku
KAYIP hikayesi 18.Bolum
Butun elestirilerinizi okuyorum ve yeni bolumlerde dediginiz hatalari yapmamaya calisiyorum. Keyifli okumalar! Kayıp(18.bölüm) Prof.Hambert ve Rudolf Çinde ilk yolculuklarına çıktılar. Çinin Tsin-yan kasabasına gittiler. Kasabada otuz-otuz beş tane ev vardı. Bir taraftan sahralarla, bir taraftan da ormanlarla kaplıydı kasaba. Burada turistler için küçük bir otel vardı. Onlar otele gittiler. İki gün burada gecelemek için para verdikten sonra iyirmi üç numaralı odaya doğru gittiler. Hemen arkalarından bir genç bavulları taşıyordu. Kasabada Sin-yank'ın dediği kişiyle- Shina'yla buluşmak için otelden çıktılar. Shina bu kasabanın en yaşlı insanlar Daha fazla oku
Devamını Oku
img/hikaye/thump_big/15a8c3f2f2c77b_400_yinebirgun.jpg

Yinebirgün Hikaye paylaşım platformu

Herkesin bir hikayesi var...