Esperanza
Karanlık, her zaman görmemek değildir ya da görmemek her zaman karanlıkta olduğumuz anlamına gelmez.

-------------

Bazen, bazı nedenlerden dolayı bulunduğumuz anı sorgularız. Tıpkı şu an sorguladığım gibi. 'Esperanza' kasabasına girmeden hemen önce Ender'e arabayı durdurmasını söyledim. Bu kasabanın güvenli olup olmadığını anlamam gerekiyordu.

Sadece ismi dikkatimi çektiği için buraya taşınmayı istemiştim aslında.

"Umut" anlamına geliyordu..

Arabadan çıkıp, uzun yolculuğun sonunda temiz havayı ciğerlerime çekebilmiştim. Ender arabanın camını indirdi. "Neden durmamızı istedin? Daha kasabaya gelmedik bile." şaşkınlıkla baktım ona. "Önümüzde duran tabelayı ve yol boyunca ilerleyen evleri görmüyor musun?" diye sordum. "Ben hiç bir şey görmüyorum." dedi ve o an anladım.

Sihir çok garip bir şeydi.

Asfaltı pek de iyi olmayan yolda, topuğum yere tiz bir şekilde çarparken tabelanın altına geldim. Yere eğilip bir parça toprak aldım avucuma ve onu havaya doğru üfledim. Gözlerimi kapadım ardından sihirli sözcükleri söylemeye başladım. "Pes mou tin alítheia."

Rüzgar esmeye başladı hafif bir şekilde. Tabelanın altından itibaren buğulu bir perde kalktı sanki. Burası yol boyunca görünen evlerden fazlasıydı. İçeri doğru adımımı atacağım anda tepeden üç kişi önüme atladı. Korkuyla geri çekildim.

Ortada duran esmer, iri yapılı, çenesi belirgin olan adam yanıma yaklaştı. "Sen girebilirsin ama o giremez."

"Neden?" diye sordum. "Çünkü o doğayı kullanabilme yeteneğine sahip değil." çok net bir konuşma şekli vardı. Ama onu bırakıp gitme fikrini hiç düşünmemiştim buraya gelirken. 8 yaşımdan beri beni Ender büyütmüştü. Babam gibiydi. Hiç ayrı kalmamıştım o yüzden onu bırakamazdım. "Misafirperverliğiniz için gerçekten teşekkür ederim ama o gelmiyorsa bende gelemem." diyip arkamı döndüm Ender "Kiminle konuşuyorsun sen?!" diye bağırdı arabadan. Cevap veremeden "Ama sen burada kalıp, her şeyi öğrenebilirsin. Gücünü en üst seviyelerde kullanabilirsin" diye seslendi arkamdan.

-O an Annem'in söylediği bir söz yankılandı kulağımda. "Yeri gelince gücünü en üst seviyede kullanman gerekecek. Bunu öğretebilecek insanları bulmalısın." -

"Burada bana zarar gelmeyeceğini nerden bilebilirim?" diye sordum geriye dönerken. Bir anda beni kollarımdan tutup içeriye çekti.

Burnuma vuran o taze bitkilerin kokusu, toprağın, havanın enerjisi.. Bütün duygularım yoğunlaştı o an. "Gerçeği ancak böyle anlayabilirsin." dedi ve sağ elini başıma, benim sağ elimi de kendi başına koydu ve zihnine girmeme izin verdi. Bu yöntemle ya bilmek istediklerimi ya da onun göstermek istediklerini görebiliyordum. Tamamen doğrular ve gerçeklikten ibaretti.

Birbirimizin zihninde konuşabiliyorduk. "Şimdi sana kasabayı kısaca göstereceğim." dedi.

Kasabanın girişi bitkilerle kaplı ortasından sadece yol geçiyor ve biz yan yana yürüyüp geziyormuşuz gibi. İlerisinde evler beliriyor hilal şeklinde. Hilal'in boşluğunda dev bir mum yanıyor. Onun arkası ise orman. Ormana girdiğin andan itibaren zararlı hayvanlara görünmez oluyormuşsun. "O mum eriyince etrafa yayılmıyor mu?" diye sordum. "Hayır. Tamamen büyülü ve hiç erimiyor. Sadece yanıyor enerji çekmek için." Sol tarafta da büyük bir tapınak vardı. Orayı görür görmez hatırladım ve gözlerim şaşkınlıkla belerdi. "Rüyanda görmüştün değil mi?" sadece kafamı aşağı yukarı sallamakla yetindim.

Bir anda içine giriverdik ve tapınağın terasında yürüdük. Doğayı görmek, enerjiyi en üst seviyede hissetmek... Aslında bu fikrimi değiştirmeye yetmişti. O an gördüklerimden sıyrıldım ve gözlerimizi açtık o sırada Ender'in sesini duydum. "Clara?! Neredesin?!"

Endişeyle beni arıyordu ama bu tarafa geçemiyordu. "Vedalaşmam gerek." dedim ve sınırdan çıkarak Ender'in yanına gittim. "Tanrı aşkına neredesin sen?!" diye kızdı bana ama hiç aldırmadan sarıldım ona. Kimsenin bizi duymaması gerekiyordu. Bilekliğimde eğer ihtiyacım olursa acil durumlarda kullanmam için enerji taşları vardı. Ender'e sarılırken bir yandan da elimle bilekliğime dokundum. "Min koitáte kanénan."

Ender geri çekildi. "Neden sessizlik büyüsü yaptın? Ne oluyor Clara? Anlatır mısın hemen!" derin bir nefes aldım. "Burası benim gibi olanlarla dolu bir kasaba. Burada kendimi koruyabilirim Ender."

"Tamam ama ben giremiyorum." dedi. "Üzgünüm." dedim gözlerimden bir kaç damla yaş süzülürken. "Beni sen büyüttün. Babam gibi oldun. Benim yüzümden her defasında farklı bir yere taşındık. Bana baktın, bana yemek yaptın... Seni çok seviyorum Ender bunların hiç birini unutmayacağım." dedim sesim titrereyerek. Yanağına dokundum, "Artık sende yaşamalısın. Zamanı gelmişti..." dedim. Göz yaşlarımı elimle sildim ve ellerimi açtım. Buna saf enerji deniliyordu tamamen duygulardan kaynaklandığı için. "Xecháste to." -hafızası sildim- "Pigaínete píso" -Geriye dönmesini, "Kai na eísai néos." -Ve tekrar genç olup hayatına devam edeceği bir büyü yaptım. Shirli sözcükleri tekrarladıkça beynim sanki yerinden çıkacakmış gibi oluyordu..

Ama bir gün bu büyüyü ona yapabileceğimi biliyordum.

"Xecháste to."

"Pigaínete píso"

"Kai na eísai néos." burnumun kanadığını, dilimin kuruduğunu hissettim. Büyü tamamlanmıştı artık. Gözlerimi açtım ve yok olmadan önce son kez ona baktım. Gözlerinde içimi yakan bir bakış vardı. Görüntüsü gözlerimin önünden kaybolmadan hemen önce "Seni seviyorum baba." diyebildim ve gülümseyerek gidişini izledim. Bu benim ona verebildiğim tek hediyeydi belkide. Tekrar genç olmak ve bana harcadığı zamanı belki de yuva kurarak yaşayacak olması. Onu asla unutmayacaktım.

---------

Yaptığım sessizlik büyüsünü "Undo." diyerek geri aldım. Yanımda bir valiz belirdi. Enderle yola çıkarken hazırladığım son valizdi.. Gerçekten üzüldüm ama yıllardır aradığım şeye ulaşmıştım. Benim gibilerle yaşayıp, yeni şeyler öğrenmek.. Bunu hep istemiştim..

Benzer Hikayeler


deniz manzarası harika olan bi yere gitmiştik.. orda saatlerce konuşup biraz içmiştik.. güneş batmaya başlamıştı artık.. deniz karşımızda.. tatlı bi müzik.. çok anımız var ama bu kategoriyi görünce ilk aklıma bu anım geldi:)
Devamını Oku
Görür görmez gülüşüne vuruldum
Antalyaya ailemle bir kış tatili icin gitmistik. Antalya da okadar sıkılmıştım ki… tatil 1 haftaydı. tabi 1. gun ben oteli sağını solunu gezmekle vaktimi gecirdim. Gece barda otururken sanki kalbim yerinden cikacak gibi oldu:) Hayatımda bu kadar sıcak bir gulumseme hiç görmedim bana dogru bakiyoduu ve çook ssevimliydi……(hala kalbim carpiyo..) otelde çalıştığını öğrendim tabi ben onun oldugu bolumdeydim fotograf cekiyodu otelde Türk deildi malezyaliydi annemin sayesinde tanistik ? aramiz çok iyidi. son gun geldi maleseff ben resmen aglayarak ayrildim oteldenn msnde bi kac kez konustuk ama (maleseff) bunun ilerisine gidememdikk… inannin hayatimda Daha fazla oku
Devamını Oku
Kısa bir ara
Bir gün bir adam deniz kenarında dalgalarla sahile vuran deniz yıldızlarını tekrar suya atıyormuş? Birisi de bu durumu görmüş ve kayıtsız bir şekilde adama demişki: - Burda bir sürü deniz yıldızı var, sen boyle yaparak ne değiştirebilirsin demiş. Adam ona dönüp bir deniz yıldıźıni tutup denize atmış ve demışki: - Bak onun için cok şey değişti.... Sizin de hayatınıza böyle kücük dokunuslar yaparak onenli değişiklikler yapan insanlar vardır. Eger anlatmaj isterseniz yoruma beklerim.. .
Devamını Oku

Yinebirgün Hikaye paylaşım platformu

Herkesin bir hikayesi var...