?>
SAADET
Cemil ağa iki evliydi, ilk eşi Gülizar,
Gülizar bu dünyaya garip geldi garip gitti, ömrünün son gününe kadar varlığı ve yokluğu hiç belli olmadı, onu tanıyan hatırlayan kimse yok, Cemil ağaya 5 çocuk vermişti, 4’ü Erkek 1’i Kız…
Gülizar Beyaz tenli Güler yüzlü, kızdığını sinirlendiğini gören var mıdır bilmiyorum, Ben görmedim..
Hakkında ise kimseden bir malumat elde edemedim, ne çocukları kendisini taktı nede Cemil ağa…
Güler yüzlüydü ama bir tarafı kırık gitti bu dünyadan,
Cemil ağanın ikinci eşi Nazlı,
Cemil Nazlının ikinci kocasıdır,
Nazlının ilk eşinden 3 çocuğu vardır, 2 kız 1 erkek ( Azize, Nizam, Hakime)
Nazlının ilk eşi Ahmet askerde şehit düşer, 3 yetim bırakır ardından, çocuklar henüz çok küçüktür,
Cemil Ağa Nazlıyı nikâhı altına almak ister, sürekli peşinden koşar ve onu kandırır, sonunda istediğini elde eder,
Nazlı Ölen eşinden kalan bir kısım para ve eşinin silahını alır. Evi Terk eder, ortada 3 yetim vardı, 3 yetim artık 3 Öksüz olmuştu. Ne Baba vardı, Nede Ana… 3 Öksüze dayıları sahip çıkar…
Nazlının Cemil ağadan 3 kız ve 1 erkek çocuğu olur.
Cemil ağa Askerliğini İstanbul’da yapmıştır. Uzun süredir orada yaşamanın hayalini kurar.
Asker arkadaşı Talip’in tavsiyesi ile İstanbul’a yerleşir. (Cemil ağanın yerleştiği yer 70-80 dönümlük arazidir.) merkezden uzak bir mahalle kurar.
Cemil ağa iyice nüfuzunu kendi etrafında toplamaya başlar, köyden kandırdığı insanlara arsalar satmaya başlar, Cemil ağadır bu tek söz onundur, onun sözünün üzerine söz söylemek mümkün değildir.
60lı 70 li yılların sarı fırtınası Allah vergisi yakışıklılığı kibrini daha da artırmaktadır. Mahalleye biri mi yerleşecek onun rızasını alamayan yerleşemezdi.
Bir gün Cemil ağa Köye eski komşularını ziyarete gider, dost meclisinde kendisi şaka yoluyla tekrar evlenmek gibi bir niyeti olduğunu söyler.
Varın yok olduğu, yokluğun var olduğu yıllar…
Aradan belli bir zaman geçmiştir.
Cemil ağa tekrar evlenecektir. Köylülere davetiye göndermiştir. Düğününe gelmeleri için.
Saadet ama sadece Adı Saadet…
Cemil ağanın 3.eşi
Hasan o gün eşine Cemil ağanın düğünü var, biz gidemeyeceğiz ne yapsak acaba,
Eşi: Ne biçim adam bu 50 55 yaşında hala uçkur peşinde…
Hasan: Biz gidemeyeceğiz ama biz Saadeti gönderelim, komşular gidecek onlarla göndereceğiz.
Eşi: Yahu adam bu kızı tek başına nasıl göndereceğiz, İstanbullara…
Hasan: Bir şey olmaz bak oda hevesli İstanbul’a gitmeye güzelce süsle…
Saadet henüz 13’ünde var ya da yok.
Saadet Hiçbir şeyden habersizce İstanbul’a doğru yola çıkar konvoy ile birlikte… Yol boyunca neşeli eğlenceli şen şakrak, komiklikler yapıp duruyordu.
Sonunda İstanbul’a varmışlardı. Herkesin gözü saadeteydi. Saadet ile özel ilgileniyorlardı. Sen dinlen, yorulma. Deyip duruyorlardı.
Saadet saf ve temiz kalpli bir insan nasılsa öyleydi.. Saftı, Tertemizdi.
Düğün 3 gece 3 gün sürecekti, saadet 3 gün boyunca düğünde kendi düğünüymüş gibi eğlendi iyiki gelmişti içinden geçirdiği tek şey buydu.
sahi gelin kimdi? Bunu Hiç düşünmemişti çünkü Saf ve Tertemizdi..
Ve o an gelmişti. Saadeti Yıkamış ve süslemişlerdi.
- Yahu sanki gelin benim haa diye kahkaha atmıştı…
Saadeti alıp Gelin Damadın geceyi geçireceği odaya kapatmışlardı ve hala anlamamıştı gelinin kendisi olduğunu, camdan dışarı bakıyordu, Damatta Yaşlıymış diye içinden geçirdi…
Ve Cemil Ağa Odaya girmişti.
Tek kelime – Soyun…
Saadet titremeye başladı, ağlıyordu, korkuyordu, ne diyorsun? odanın içinde bir o yana bir bu yana kaçıyordu. Hayır hayır diyordu.. sus kız artık benim karım olacaksın… Bunun için aç göz babana bir dünya para saydım…
Saadet için artık zaman durmuştu. Babam beni Sattı mı? İçinden acaba annemin de haberi var mıydı? deyip durdu…bir anda kendisini 30 yıl yaşlanmış hissetti.. Bedeni yaşıyordu. Ruhu Ölmüştü…
Zaman geçiyordu, Saadet çocukluğunu yaşayamadan kadın olmuştu. Ev işi, Tarla Tapan işi, İneklerin sağımı zaman geçiyordu.
Gülizar ve Nazlıdan sonra 3. Eş Saadet ,
Cemil ağanın Saadet ile evlenmesine en çok sevinen Gülizar olmuştu. Nazlının kendisinin üzerine kuma olarak gelmesindeki acıyı Nazlının da hissetmesini istiyordu ve öylede olmuştu.
Nazlı sertti. Otoriterdi.. ve bu sertliği ve otoriterliği Saadette daha fazla gösteriyordu..
Saadet Bahçeye , Saadet Misafirlere yemek, Saadet ahıra inekler sağılacak..
Saadet aşağı Saadet yukarı,
Aradan 3 Yıl geçmişti. Saadet ilk çocuğunu eline almıştı, anlatanlar der ki
Saadetin 3 yıl boyunca güldüğünü gören olmamıştı taa ki Kız evladı Enise’yi kollarına alana kadar,
Sen ne güzel şeysin, ( hani kavurucu sıcakta ölmeye yüz tutan bitkinin suyla buluştuğu anda ki gibi ) içinde bir şeyler coşmuştu..

Yıllar geçiyordu…
Cemil Ağa’nın Gülizar’dan olma oğlu Kemali evlendirmişti. Ne var ki Kemal’in Çocuğu olmuyordu.
Kemal'in babasından kalır yanı yoktu. Herşeyi ben bilirim kibri babasından kat be kat fazla idi.. onu göre kaçıyordu.. Kaza eseri yolu örtüşen el pençe divan geçmesini bekliyordu. Selam verenin selamını almaz, Kimsenin yüzüne bakmaz burun kıvırır geçip giderdi yanlarından..
Bırakın Mahalleyi Ev ahalisi bile kendisinden korkardı… Kendisinden sonra diğer evlenen kardeşlerinin çocukları olmuştu. Hatta Gülizar’dan olma çocuklarından bile..
Bir gün babası oğlum başkası ile evlen istersen demişti. Bunu duyan Kemal'in Karısı, Dünyayı Başınıza yıkarım. Bu eve Benim üstüme kuma gelirse!!!
Gerçek şu ki Nazlı’nın Diktatörlüğü Kemal’in karısının yanında hiçbir şeydi..
Kemal’in Karısı adı Hanım, Herkes ona Hanım ağa diyordu.. En büyük gelin nede olsa o idi.
Saadet 2. Çocuğuna hamileydi, Hanım Saadete bu hamilelikte çok iyi davranıyordu,
Ne iş yaptırdı ne de başka bir şey, Saadet yine bir şey anlamamıştı. Çünkü saftı ve Tertemizdi..
Doğum yaklaşmıştı. Ebeler eve gelmişti. Saadet 2.ci çocuğunu eline almıştı, bu sefer erkek çocuk dünyaya getirmişti. Emzirdi, öptü kokladı, canına can gelmişti, Adını Celal Koymuşlardı.
Aradan kısa bir süre geçmişti, belki 1 hafta Belki 1 ay, Cemil önde, Kemal ve Hanım arkadan Saadet'in odasına girdiler, Cemil ağa kundaktaki Celali Hanım'ın ellerine verdi bundan sonra bu sizin çocuğunuz olacak, Saadet sadece emzirecek.
Saadet duydukları karşısında lal olmuştu, anlam veremiyordu. O benim çocuğum diyordu… Cemil ağaydı bu mahallede sözü kanundu.. dedimi bitti.. Üstüne laf söylenemezdi.
Saadetin Tek tesellisi Enise idi, Celali getiriyorlardı emziriyordu götürüyorlardı, sevmesine bile izin yoktu… kaç kere ölümü düşünmüştür.
Saadetin komşuları derki dünyanın derdi üzerinde iken bile komşuları ile görüştüğünde sürekli güler yüzlü ve nüktedandır. Hiçbir sıkıntısını kimseye belli etmez. Allah Başka dert vermesin..
Saadet para karşılığı satıldığından beri ne annesinden ne babasından nede kardeşlerinde hiçbir zaman haber almadı, yanında ailesinde söz açıldığında ya konuyu kapattırırdı, yada orayı terk ederdi.. öfkesi kini hiçbir zaman geçmemişti…
Birgün ahırda inekleri sağarken kendisine köyden misafirler gelmiş, seni de görmek istiyorlar haberi gelir. Kimmiş beni görmek isteyen, çocuklar biz tanımıyoruz, adamın adı Hasan…
Saadetin Elleri ayakları çözülmüştü. Nasıl tepki verecekti bilemedi ?
Öylece kalakaldı ahırda… yıllar sonra babası gelmişti acaba annemde gelmişmiydi diye içinden geçirdi.
Ayağa kalktı, kalbi dışarı fırlarcasına çarpıyordu. Kalbinin küt küt sesi kulaklarından duyuluyordu.
- İki kuruşa sattı beni, satmayı bırak elin ihtiyarının koynuna soktu.. beni görmeye gelmiş utanmadan sıkılmadan… kendi kendine konuşup duruyordu..
Cemil ağanın sesine irkildi… Çabuk gel buraya baban gelmiş…
Saadet yüzünü peçe ile kapattı. bir yabancıymışçasına babasının yanına geldi.. Hoş geldin demeden, diyemeden…
Hasan: - benim kızım kocaman olmuş diyerek lafa girdi, gel sana bir sarılayım çok özledim seni… Saadet öylece kalakalmıştı. Ağlıyordu, ağlamasının sebebi hasretlik özlemek değildi, babasının pişkinliğine ağlıyordu.
Saadetin Yıllardır aklına takılan tek şey vardı.. Babam beni üç kuruşa satarken Annemin haberi var mıydı?
Babası ona sarılmıştı ama o hiçbir şey yapmamıştı. İçinde fırtınalar kopuyordu. Orada babasını bile öldürmeyi aklından geçirmişti… Koca 10 yıl geçmişti. 10 yıl boyunca yemediği hakaret, çekmediği eziyet kalmamıştı, kundaktaki bebeği kollarının arasından alınmış, tek kelime dahi edememişti.
Saadet babasına içinde fırtınalar koparan soruyu fırsatını bulduğu ilk anda soracaktı…
- Annem nerede? Neden gelmedi?
Babası : Kızım annen öldü!!
Annen öldüyü duyduktan sonra saadet yere yığılıp kaldı.. Saadeti baygın halde kaldırıp odasına götürdüler,
Aradan kaç zaman geçti bilemedi. Sadece o anda yaşadıklarını bir rüya olmasını diledi… üstünü başını değiştirmişlerdi..
Kendine geldi ellerini yüzünü yıkayıp oda içerisinde ağlaya ağlaya bağırıp durdu..
Keşke Babam Öleydi de Annem Sağ olaydı… bir daha gelme, defol git, cehennemin dibine kadar yolun var…
O günden sonra bir daha babasının yüzünü görmedi, görmek istemedi.
Aklına takılan Babam beni satarken annemin haberi olmuş muydu? Sorusunun cevabını 6 ay sonra köyden gelen başka bir akrabasından öğrenmişti..
Annesi Saadet gittikten sonra öğrenmişti. Cemil ağanın kayınvalidesi oldun artık sırtınız yere gelmez sözüyle deli divaneye dönmüş. Doğruca Hasandan hesap sormaya gitmişti. Dünyası başına yıkılmış, o günden sonra yüzünün güldüğünü gören olmamıştı, kızının kederinden yataklara düşüp ölmüştü…
Saadet bunları duyduktan sonra bir kere daha yıkılmıştı, Babasına lanet üstüne lanet okuyordu…
Zaman geçiyordu…
Kızı ve Oğlu büyüyürdu, Celal annesine nene diyordu, hatta onun annesi olduğunu bile bilmiyordu, Celal şımarık yetiştirilmişti, Nenesine (annesine) ettiği hakaretlerin haddi hesabı yoktu, Hanım tembihliyordu, o kötü diye… Yüreği parçalanıyordu ama elden ne gelirdi ki.. olsun evladım sağ salim olduğunu bileyim buna da razıyım diyordu…
Enise saadetin gözbebeği idi, diğer çocuklarından farklıydı, güler yüzlü saf ve temizdi, melek yüzlü annesinin kopyası demek yanlış olmazdı,
Aradan 2 yıl geçmişti, Haziran ayının kavurucu sıcağı her tarafta hissediliyordu, o gün Cemil ağanın çocukları denize gitmek istediler, aile genişti bir dodge’un arkasına binip denize gittiler, Saadet evde kalmıştı, kızı Enise ve oğlu Celalde gitmişti,..
İkindi vaktine doğru Cemil ağanın evinin önünde bir kalabalık belirmişti, bütün mahalleli oraya toplanmıştı, kimseler bir şey demiyordu. Saadetin feryadı figanı yürekleri parçalıyordu,
Gülizarın oğlu İsmet – işten henüz gelmişti, ne oldu? Bu millet neden burada toplandı?
Allah aşkına birisi cevap versin diyordu,
titrek bir ses – Enise denizde boğulmuş.. tek diyebildikleri şey buydu..
O gün gökyüzü biranda kapkara olmuştu, her taraf simsiyah bulutlarla kaplandı, gökyüzü ağladı ağlayacaktı, Saadetin ben öleyim öleyim kızımın yanına gömün beni feryatları hala kulaklarımda çınlar… bir gün Günyüzü görmedim, ses etmedim, ben öleyim ben öleyim gömün beni kızımın yanına..
….

Gülizar Bu dünyaya garip geldi garip gitti, hakkında kimse bir şey bilmiyor..
Nazlı Gülizardan 3-5 sene sonra dünyadan göçtü gitti, Oğlu Nizam İzmir’e taşınacakken, Cemil ağa onu kandırıp arsa sattı, Nizam mecbur kaldı, yakınlarına bir yere taşındı.. Nizam Annesine ölüm gelene kadar affetmedi, Hatta Nizam’in çocukları Nazlının onların nenesi olduğunu bile yıllar sonra öğrendiler, Nazlı ölüm döşeğinde can veremedi, Taki Nizam’in oğlu babasını ikna edene kadar, Nizam hakkını helal etti, Nazlı canını verdi..

….
Her şey doğar büyür ve sonunda ölür. Kanundur,
Cemil ağanın malvarlığı da doğup büyüyüp ölmek üzereydi, şatafatlı hayatları kibirli duruşları onları yiyip bitirdi, bir kuru ekmeğe muhtaç kaldılar, mahallede satmadıkları yer kalmadı, mahallenin nüfusu artınca ağırlıklarını yitirdiler, belediyenin vermiş olduğu kömüre erzağa muhtaç kaldılar…
Kızı Enisen’in ölümünden sonra saadeti artık kimse dışarıda göremez olmuştu, evinden dışarı çıkmıyordu, aradan yıllar geçti, Cemil ağa ağır hastalığa yakalandı, felçli bir şekilde yatalak oldu, ona yıllarca Saadet baktı, bir bebeğe bakar gibi baktı, Cemil ağa geçen yıl öldü… Arkasından hayır dua eden var mıdır bilemem, ama öldüğünde arkasından ağlayan sadece bir kişi vardı o da SAADET…
….
Bugün Saadet 60 yaşında, Cemil ağanın ölümünden sonra tam yüzü güldü rahata kavuştu denilirken 6 ay sonra kanser hastası olduğunu öğrendi.
Cemil ağadan 3 Kız, 3 Erkek evladı oldu, Ciğer paresi Enise denizde boğularak öldü, diğer kızları evlendi ve şiddetli geçimsizlikten boşandılar, Celal yıllar sonra annesi olduğunu öğrendi, kibri onu o kadar köreltmişti ki yine de insan muamelesi göstermemişti, evlendi ama huzuru bulamadı, diğer 2 çocuğu ha var ha yok…
….
Bugün Saadet Kanserle mücadele ediyor…
Yukarıda anlattığım hikayenin eksiği çoktur, fazlası yoktur…
img/hikaye/thump_big/15d2f0c2f2e8ed_400_yinebirgun.jpg

Benzer Hikayeler


off keşke evde olsaydım çok pis gitar çalasım var
Bu sarkinin sozleri simdi anlamli geliyor. Yenilerini tanidikca gordukce diyorum ki: Göremedim geçtiğini yanıbaşımdan her yanımdan Gelemedim yasımdan Kovaladım sevdiğimi Yanıbaşımdan her yanımdan Ayrildigina cok pisman olacaksin demistin ya evet oldum ama sende canimi cok yakmistin cook seni bu kadar sevmişken neden arkamdan işler çevirdin evet biliyorum sen de beni cok seviyordun ama nalet olsun anlam veremiyorum neden biribirimiz bu kadar severken ayrılacağımı bile bile bazı şeyleri yaptın Ayrılmak için neden bu kadar beni zorladın. Bana tekrardan duman dinleten yeni ilginç hatun sana da selam olsun https://www.youtube.com/watch?v=yCRUks6o4aY
Devamını Oku
Bitti...Gitti....
Bitti...Gitti.... Her şey masal gibi başlamıştı aslında. Çok güzeldi. Çok seviyorduk birbirimizi hiç ayrılmayacağız demişti... Söz vermişti ama sözünü tutamadı.. Bıraktı beni yüz üstü mecburum dedi ve gitti. Ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmemişti. Hayat devam ediyor üzme kendini başkası çıkar karşına dedi...Gitti...Bitti... İşte orda öldüm gerçekten öldüm artık kimseye hak etiğinden fazla değer verilmemesi gerektiğini öğrendim... Sevmedim, sevemedim ondan sonra kimseyi.. Belki sevmek ismeyemedim bilmiyorum ama sol yanım hala onu bekliyor..... :(
Devamını Oku
biliyorum bir gün geri döneceksin ama beni görmek için degil. Sadece o da benim gibi başkasını sevebildi mi diye merakından
Devamını Oku

Yinebirgün Hikaye paylaşım platformu

Herkesin bir hikayesi var...