?>
Nyu York'ta lanet Habil Yaşar (bu hikaye gerçekliğe dayanmıyor)
CCNin verdiyi bilgiye esasen bu gece de Christopher Streetdə Bartel isimli 23 yaşlı oğlan evinde ölü bulundu. Kurşun onun düz alnının ortasına nişanlanıb. En ilginç olanı, yüksek teknolojili kameraların kurulu olduğu bu binada hiç bir yabançı görünmüyor, aynı zamanda gece iken bu blokta hiç bir insan kameraların hedefine düşmemiştir. Bundan önce de henüz belirsiz kalan bir kaç böyle cinayet olayı gerçekleşmiştir.
Nelsonun bu haberden oldukca sarsıldığı yüzünden biliniyordu. Sıfatı bir gün o da sıraya ulaşacak korkusundan bembeyazlanmıştı. Kalbinde:
Belki öyle bu gece, ya yarın ve ya günlerin birinde benim de belirsiz ölüm haberim kanalların, sitelerin, qazete ve dergilerin önemli bir gündemine dönüşecek ve ben de bu ölen mutsuzların birinden olacağım.
O, da diğerleri gibi katilinin kendi evinde olmasını son anda anlayacaktı ve bununla ilgili kimese bilgi verib başkalarının hayatını kurtarmağı başarmayacaktı.
Nelson çok heyecanlı olarak yataktan kalktı ve dantel ile aynaya yakınlaşıb birkaç saniye beyazlanmış sıfatına bakarak el-yüzünü yıkadı. Sonra yeniden yatak odasına keçib üst elbisesini geyinmek istiyordu ki, aniden atılan bir kurşun ile yere düştü. Bu kurşun da düz onun alnının ortasına nişanlanmıştı.
Birkaç dakika önce korku ile düşünen beyin şimdi sonsuzadek rahatlığa kovuşmuştu.
*********************************
Hemen hemen her New York polis karakollarının her birinde bütün personel toparlanmıştı. Çünkü devlet başkanı da bu işe dahil olmuş, onları kendi işinin öhdesinden gele bilmeyen beceriksiz biri gibi adlandırmışdı. Bu sıradan bir suç olayı değildi. Belki de New York, New York oalndan beri böyle bilinmeyen bir suçla karşılaşmamıştı. Sadece New York değil, dünya.

-Edvin, biz henüz bu kadar yenilmemiştik. Bu lanete gelmiş katil her kimdirse oldukca deneyimli, aynı zamanda da becerikli biridir. Çok ilginçdir ki, güvenlik önlemlerine rağmen o azıcık da olsa bir iz birakmır.
-Talbert, tabiiki, ilginç olduğu kadar da sıradışı suçlardır. New York'ta bir lanet gibi. Düzdü ben mistik şeylere inanmasam da galiba yavaş-yavaş...
-- Sanırım yavaş yavaş sen de mövhumata doğru gediyorsun. Hiç senden beklemezdim. Bize bu şeyleri öğrettiler mi, yoksa adaletsizliği, gerçekliği ve ona karşı mücadele etmeğimi?
-Ne bilim Talbert, teki sen diyen gibi olsun. Fakat sonuc ne olur olsun bu zehrimarı onu yok etmeye çalışmalıyız. Masum insanların bilinmeyen ölümleri, gözyaşları içinde kalan aileler ve New Yorkumuzun bu kargaşasına dayanamıyorum. Yapacak bir şey yapmak lazım. Olağandışı bir suça karşı, her açıdan eşit olarak silah almalıyız.
************************************
-Forester, canım, sana bu gün de işlerinde başarılar diliyorum.
-Ebba, güzelim tüm bu başarılarımın sebebkarı sensin. Çünkü, tüm mutluluğumda ve üzüntümde sen hep benimle olmusan ve benim sonsuz sayda dayakımsan Ebbam.
Onlar tokalaşıp ayrıldılar. Ahı, Forester ne bileydi ki, Ebbanı son kez görecek. Nyu Yorku kendi ağuşuna almış belirsiz katletmelerden biri de işte onun evinde Canal Streetde baş tutacaktı.
Öğleden sonra olmasına rağmen hava çok güzel ve Ebba, Demi Lovato'nun Stone Cold şarkısını dinleyerek mutfakta yemek pişiriyor. Olağandışı bir şey yok. Hayat kendi başına devam ediyor. Her zamankı gibi yüzünde mutluluk hiss olunuyor. Mutlu olduğunu düşünüyor. Onu deliler gibi seven kocası, iki yavrusu ve bilgisayar aracılığıyla küçük iş hayatı.
Birkaç dakika sonra, hetta sokakta da bile duyulan bir kadının çığlığı. Çevre heyecan içinde. Bilgi alan polisler hemen daireye yaklaşıyor. Kapıyı zorlukla açıyorlar. Karşılarında onalra bakan kan donduran manzara. Bir kadının alnının düz ortasına kurşun nişan alınıb. Bu kadın Ebbayd'dı. Başka bir aile trajedisi draması.
Yine haberler, bu korkunç cinayetten bahsediyor. Ancak suçlu, bilinmez olmaya devam ediyor. Ne zamana gibi...
**********************************
New York'ta cinayet sayı on yedi. On iki erkek, dört kadın ve bir de beş yaşındaki Halford.
***********************************
Times Meydanı binlerce insanın haklı protestosuna karşı çıktı.
İsyan polislere. Bunca nüfuzu olan New York polisi, bu katilin karşısında başarısız.
Bununla birlikte, Polis Genel Dalton, acımasız suçlular ne olursa olsun yakında yıkılacaklarına isyancılara vaat ediyor. Dalton'un konuşması:
Merhaba, sevgili beyler ve bayanlar. Bugün milyonlarca insanla birlikte ben de çok üzgünüm, aynı zamanda görevimi yerine getirmek borcum karşısında suçluyum. Çünkü her gün gerçekleşen bu bilinmeyen cinayetlerin nedenini henüz tespit edemedik. Bildiğimiz gibi, bu katil diğer suçlulardan oldukça farklı. Her kim ise bu adam azıcık böyle iz bırakmıyor ve kendi kurbanlarının türüne fark koymamak bir yana, 5 yaşlı küçük Halforta bile kıyıyor. Demek ki, eger ona adam demek uygundursa insan kanına eğilimlidir ve bu dehşetine davam etmek fikrindedir. Tüm bunlara bir son vermek için, en son polise kadar savaşacağız ve size söz veriyorum, suçluyu tespit edip gerekli önlemleri alacağız.
Ama asla unutmamamız gereken bir şey de var. Polisle birlikte, her vatandaş bu işe çok ilgi göstermeli. Çünki bu öyle lanetdir ki, bu hiç kimse bu kurbandan sigortalanmayıb. Çevresinde kimseden şüphelenen herkes bize rapor vermeli ve borçunu yerine getirmelidir.
Sonunda, tüm bunların bir süreliğine biteceğini ve New York Şehrimizin tekrar nefes alacağını herkese temin ederim.
************************************************
Kalabalıktan ayrılanlardan biri Maksvel. O, polis şefi teğmenidir. Yirmi altı yaşlarında umutlu bir polis. Fikirlidir. Gözleri çok uzakları ve kalbi suçluları dolaşıyor. Bilinmeyen katili bulmak için iddialı. Önceden belirlenmiş bir hedef, kurban edilmeden önce imha edilmelidir. Central Park'ta, banklardan biri, düşüncelere boğulduğu zaman Maxwell'in aklına aniden bir fikir geldi. Gitmek. Ölüme hükümlülerin evlerine bir-bir gitmek ve yeniden araştırma yapmak. Her ne kadar, Nyu York polisi bu işi ço:smiley:an etmiş və edirdi. Sonuç 0.
O, bazı kurbanların evlerinde olmuş, diğerleri gibi herhangi bir kanıt bulamamıştı. Ama aynı zamanda, iddiasını terk etmek istemedi, ancak sonuna kadar savaşmayı amacladı.
********************************************
İki gün geçti. İki kurban daha var. Ölü sayı on dokuz. Katil, kimseye merhamet göstermiyor, ancak kurbanlarının sayısını arttırdı. Katille birlikte, aynı zamanda zaman da acımasızdı, çünkü her gün bilinmeyen bir ölümden haber getiriyordu. Olaylar daha da şiddetleniyordu.
*********************************************
Herkesin aksine, Maxvell bir şeye dikkat etmişti. Tüm kurbanların evlerinde, hatta ceset odalarına gibi, ortak olan tek bir şey vardı. O şey ki, kaba, gülünç ve hatta aklından kuşku duyduklarını söylerlerdi.
Fakat, herkes kalbinde gizemini açmak için birileri olmalıdır. O, birilerinden biri de Polis akademisinde okurken Maksvel'in grup arkadaşı olan baş teğmen Orlando'ydu.
-"O, Orlando, fikrime nasıl bakıyorsun?"
-Fikirlerin, fantastik filmlerde bir senaryoya benziyor. Ama unutmayalım ki, gerçek dünyada yaşıyoruz.
-Orlando, kaybedecek hiçbir şeyimiz yok. Hadi bir gün gidelim, ben diyeni arayak ve planımla hareket edelim.
-Maxvell, biliyorsun ki sana hiç bir zaman yok söylemedim ve bu tekrarlanacak.
-Çok teşekkür ederim sevgili arkadaşım Orlando. Yakında bu lanet katili bulacağımıza ve imha edeceğimize inanıyorum ve sonra bana bir daha inanacaksın.
**********************************************
Maxvell'in odası. Aynı odada Maxvell'le birlikte Orlando. Oda güvenlik kameralarıyla gizli yapılandırılıb. Sakinliktir. En kötümser kişi bile, burada herhangi bir suçun meydana geleceğini tartışamaz.
İki saat geçti. Hala diğer odalarla aynı odada izler arıyorlar ve Orlando Maksvelden ayak yoluna gitmek için bir dakika izin alıyor.
Bir dakika bile değil. Orlando odaya giriyor ve tüm evi kalpleri titretecek bir haray götürüyor.
-Aman ilahi!
Kurşun, Maxvell'in düz alnının merkezinde. Onun vücudu kanda.
Orlando ağlıyor. Gözyaşlarıyla düşüyor.
Tüm bunlara rağmen, birkaç dakika sonra, Orlando, diğer odadaki gizli kameraları izlemek için cesaretleniyor. Gördüyü karşısında, neredeyse vücudunu kurutup dizlerinin üzerine çöküp şöyle dedi:
-"Sen, haklıydın, Maxvell, haklıydın, sevgili dostum. Sana inanmamıştım, ama sen bir dahisin Maksvell, sen kurtarıcısın. Affet beni dostum, seni bir dakika bile yalnız bırakmamalıydım. Lütfen beni affet, cesetin karşısında diz çöküb yalvarıyorum, affet beni Maksvell.
Ama daha olanlar olmuştu. Zaman kaybetmek olmazdı. Kayıp bir gün yeni bir kurban demekti. Arkadaşının hayatını kurtaramasa da onlarca, belki de yüzlerce veya binlerce insanı kurtarmak mümkün olurdu.
***********************************************
New York'luların hepsi, sadece New York'ta değil, hatta dünya da şok olmuştu. Tüm basın, ana kanallarla birlikte, diğer kanallar da katili dünyaya ilan ediyor. Polis iş başında. Lanetlenmiş delil kimlerin evinde varsa polis tarafından yok ediliyor, yakılıyor. New York'u vurmuş olan lanet bitmek zorundaydı ve bitti.
*************************************************
New York Polis Departmanı binası.
General Dalton, sözü bir polis albayı olan Orlando'ya veriyor.
Albay Orlando:
-Merhaba, sevgili ve saygın meslektaşlarım. İlkin olarak bana söz verdiği için General Dalton'a teşekkürler. Çok konuşub, değerli zamanınızı almak istemiyorum. Sadece önemli olanlardan bahsedeceğim. Eğer bugün bizlerin yüzü gülümsiyorsa, eğer bugün insanlar yeni bir kurban haberini duymuyorsa, ve eğer bugün baş teğmenden yücelerek albay olarak çalışıyorsam, ve en önemlisi, New York Şehrimizdeki bu lanet yok edilmişse ve ben bunu yalnız ve yalnız bir kişiye sadece meslektaşım değil, aynı zamanda kalp dostu, yaşam boyu arkadaşım, baş teğmen, eğer yaşasa idi şimdi daha büyük bir rütbeye sahip olurdu, Maksvel'e borçluyuz. (Bunları dedikce Orlandonun gözlerinden yaş süzülüyor). Onun ruhu karşısında baş eyir ve sonsuz şükranlarımı ifade ederim. (Tüm katılımcıların gözleri nemli). Sonunda, her birinize özel şükranlarımı ifade etmek isterim.
*********************************************
New York New Yorklu olduğundan beri, henüz bu kadar lanetlenmemişti. Neydi bu lanet? Tüm evlerde cesetlerin bulunduğu odaların ortak argümanı neydi? İnanmayacaksınız, ama buna inanmalısınız. Çünkü tüm dünya buna şahit oldu. Bu lanet olası kanıt, odanın duvarlarından asılı duran elinde silah tutmuş bir adamın imgesiydi. Bu lanet New York'a resim aracıyla gelmişti ve çizimdeki adam, her eve bir sefalet getirmek için her bir evden bir kişi kurban seçmişti. Bu resim her gün küfür nedeniyle yeniden canlanıyor ve kurbanının alnının ortasında nişan alıyordu.
New York'taki bir polis soruşturmasına göre, bu resmin tarihi 20. yüzyılın ortalarına gediyordu. Böylece, baba ve oğul aralarındaki çatışmanın sonucunda kavga olmuş ve baba oğlu karşısında gücsüz kaldığı için oğlunu düz alnının ortasından katl etmiş ve sonra cesetin önünde ağlamış ve oğlunun elinde silah olarak resmini çizmişdi. Yıllar sonra bu resim harabelerden bulunmuş ve belli bir sayıya satılmıştı. Yüz elli resimden kırk beşi satılmış ve tüm bu resimler genç oğlanın lanetine maruz kalarak bu tür olayların ortaya çıkmasında özel bir rol oynamıştı. Böylece yirmi kurbandan sonra, daha yirmi beş kişi öldürülecekti. Gerekli tüm önlemlerin tamamlanmasından hemen sonra, yüz beş resim de yakılmış ve New York bu lanetten son olarak kutrulmuştu.
12.02.2018 18/25
Habil Yaşar
img/hikaye/thump_big/15c55e16799017_400_yinebirgun.jpg

Benzer Hikayeler


Yeni dolandırıcılık yöntemi paylaşın lütfen
Arabanızı satılığa koydunuz Ali dedi ki 80 bin veririm. Tamam dedik arabayı satmak için anlaştık. Ali sizden hesap numarası istedi ve verdiğiniz hesap numarasına 80 bini transfer etti. Açıklamaya da 58 xx plakalı x marka aracın satış bedeli yazıyor. Sonra tam notere yöneldiğinizde Ali diyor ki benim cenazem var acil işim çıktı. Sen satışı kuzenim Veli nin üstüne yap. Sende nasıl olsa para geldi deyip Veli’ ye bedelsiz devrediyorsun. Noter sözleşmesinde parayı eksiksiz aldım kısmını da bir güzel imzalıyorsun. Sonra bir kaç gün sonra Ali sana ihtar yolluyor ve diyor ki sana 80 bin yollamıştım araç için hala aracın satış olmadı paray Daha fazla oku
Devamını Oku
12 yaşındaki kızımı facebook' ta
1 saat önce 12 yaşındaki kızımı facebook' ta hiç tanımadığı ve ona sürekli seksten (iğrenç şekilde) bahseden ve 13 yaşında olduğunu söyleyen bir adamla yazışırken yakaladım. Yazışmaya ben devam ettim ve yazışmada geçen konulardan dolayı çok korktum. Ben bu kızı nasıl koruyacağım? Ortalık manyak dolu. Allah hepimizin yardımcısı olsun.
Devamını Oku
Öleceksin!
"Ölmek istemiyorum" dedi kısık ve korkak bir sesle. Sesinde büyük bir çaresizlik vardı. Suratında ki derin yaradan kanlar akıyordu. Gözlerinin feri sönmek üzereydi. "Ama öleceksin" dedi şirin bir ses. "Öleceksin..."
Devamını Oku

Yinebirgün Hikaye paylaşım platformu

Herkesin bir hikayesi var...