Yine bir gün
Kirpi
  -
 Bay
  -
 
 12 Gönderi     5 Takipçi     0 Takip
Keşkeler
Her şey eskidikçe değerleniyor bunu farkettim. Arabalar, elbiseler, evler, camiler ve insanlar... Neden sağlığında kıymet vermiyoruz insanlarımıza? Neden annemiz babamız hayatta iken kıymet bilmiyor da onlar bu dünyadan göçünce mezarının başında ağıtlar yakıyoruz. Şimdi olsa ona hayatta yapmam diyoruz. Ömrümden ömür gitsede o geri gelse diyoruz. Ve hayatta şunu farkettim. Yaşım o kadar büyük değil ama bir çok şeyin değerini sonradan anladım. Hep kendime sözler verdim. Bundan sonra kadir kıymet bileceğim diye. Ama bilemedim. Peki ya sizler hiç sordunuz mu kendinize, değerini anlıyor musunuz elinizde ki şeylerin ???
Devamını Oku
Günümüzün hastalığı benide vurdu. Mutlu değilim ama mutlu fotoğraflarım var.
Geçmişe Özlem
Insan neden hep özlem duyar geçmişe? Yaşlısından gencine neden özlem duyarız maziye? Ne bayramlarımızı beğeniriz ne de düğünlerimizi. Hasretle yadederiz, anarız maziyi. Mesela ben 22 yaşındayım. Çocukluk fotoğraflarıma bakıyorum da oscarlık fotoğraflar. Üstüm başım perişan. Ama her fotoğrafta yüzümde manidar bir tebessüm. Ama şu an iki dolap elbisem var ama o tebessumden eser yok. Hep özlemle hatırlıyorum cocuklugumu. Sokaklarda misket oynamanızı, bahce sulama havuzlarında yüzmemizi, bahçelere dalıp elma armut çalmamızı. Her şeyi özlemle anıyorum. Yeni olan hiç bir şeyde tat bulamıyorum. Gülüşler sahte geliyor bana. Dostluklar, sevgile Daha fazla oku
Devamını Oku
Yalnız adam 3
Yaşlı adam ağır adımlarla yürümeye devam etti. Denizden uzaklastikca martı sesleri azalmaya başlıyordu. Adam yoruldu. Bir çocuk parkı gördü ve hem çocukları izlemek hem de dinlenmek için bir banka oturdu. Çocukların kimi salıncakta sallanıyor kimi top oynuyordu. Adam onları öyle görünce geçmişi bir film şeridi gibi geçti gözünün önünden. Ne de çabuk geçmişti bunca sene. Çocukları izlerken aklına bir kitapta okuduğu söz geldi. Şöyle diyordu kitapta ' Önce anne babamızın çocukları, sonra çocuklarımızın anne babası, daha sonra anna babamızın anne babası ve en sonunda da çocuklarımızın çocukları oluruz.' Ne güz Daha fazla oku
Devamını Oku
Geçen yıllar
İyisiyle kötüsüyle üniversite hayatının da sonuna geldim. Dört yılım da burda geçti. Artık yeni bir serüven başlıyor. Ben üniversiteyi Giresun'da okudum. Gerçekten bu küçük ve sevimli şehir bana çok şey kazandırdı. Hele o gün batımı ve doğumu . Bu kadar güzel ve eşsiz olamaz . Yeşilin ve mavinin her tonunu yaşayabileceğiniz bir şehir. Eğer imkanı olan varsa gezmesini ve görmesini tavsiye ederim... Fotoğrafı bugün çektim...
Devamını Oku
img/hikaye/thump_big/15b157aea8d130_400_yinebirgun.jpg
Yalnız adam 2
Gün doğarken adam uyandı. Erken kalkmak onun için bir alışkanlık haline gelmişti. Adam elini yüzünü yıkadı. Daha sonra dolaptan çıkardığı kahvaltilikları masanın üzerine koydu. Oturup kahvaltısını yaptı ve tekrardan masayı topladı. Yaşlı adam her zaman ki gibi sahile gidip martılara ekmek atmayı ve denizi izlemeyi düşünüyordu. Üzerini değiştikten sonra paltosunu ve bastonunu eline aldı. Dış kapıyı kitledikten sonra ağır adımlarla sahile doğru yürümeye başladı. Adam simitciden iki üç simit aldı. Yürümeye devam etti. Ne garip şeydi. Kalabalıkların içinden geçiyor ama kimse onu farketmiyordu. Hiç bir sima ona tanıdık gelmiyordu. Ad Daha fazla oku
Devamını Oku
Yalnız 1
Adam dış kapının anahtarını çevirip içeri girerken gözü duvardaki zile takıldı. Ne garip şeydi. O zili bir kez bile kullanmamıştı. Çünkü o eve ondan başka kimse girmemişti. Adam kapıyı açtı ve içeri girdi. Ayakkabılarını içeri aldı. Üzerinde ki paltoyu çıkarıp askıya astı. Koskoca evde duyduğu tek ses kendi nefesinin sesiydi. Bir de ulu orta uçan üç beş sinek vızıltısı ve arada onun yalnızlığına eşlik eden buz dolabının sesiydi . Adam alışmıştı artık bu sessizliğe ve kimsesizlige. Korkmuyordu sessizlikten. Korkmuyordu karanlıktan. Korkmuyordu kimsesizlikten. Hatta öyle bir hale gelmişti ki diğer seslerden korkar olmuştu . A Daha fazla oku
Devamını Oku
Oysa tek ihtiyacım...
Oysa tek ihtiyacım; seviyor sevmiyor oynarken fazladan bir papatya yaprağıydi. Benim ihtiyacım senin dudaklarından dökülen bir "evet kelimesiydi aslında. Bana sevgiyle bakan gözlerin, beni görünce benden esirgemeni istemediğim bir tebessümdü aslında. Kocaman elim içinde o kücük, sıcacık elindi ihtiyaç duyduğum. Küçücük kalbimin içinde dağlar kadar olan sevgime karşılıktı tek ihtiyacım... Ama hayatta ne fazladan bir papatya yaprağı, nede senin dudaklarından dökülen bir evet kelimesi oldu. Belki nefretle bakmadı bana o gözlerin. Ama sevgiyle de bakmadı. Acıyarak ve küçümseyerek baktı. Elim boş kaldı benim. Öyle elimi tutacak biri yoksa ce Daha fazla oku
Devamını Oku
Mezuniyet
Gecen hafta Cuma günü mezuniyetim vardi. Ailem gelmedi. Saat 3 gibi program başladı ve stadda seyircilerin önünden yürüdük. Ben o kalabalikta kimseyi tanimadigum halde onlarin onünden gecerken belki bir mucize olur da ailem bana süpriz yapmıştırda gelmıştir diye baktim. Ama kimse yoktu. Kalabalıklar içinde yalnız kalmıstim resmen. Her mezun ogrenci gibi ben de bir sürü fotpgraf cektirdim. Sonra program botti. Herkesib ailesi stada indi. O an icimde yasadigim yalnizligi tarif edemem. Yurda kadar kimseyle konuşmadan yürüdüm. Gercekten mezunoyetten hic bir sey anlamadım. Mezuniyetten geriye kalanlar mutlu olmayan ben ama mutlu gözüktüğüm bir sürü fotografimdı. Daha fazla oku
Devamını Oku
Kısa bir ara
Bir gün bir adam deniz kenarında dalgalarla sahile vuran deniz yıldızlarını tekrar suya atıyormuş? Birisi de bu durumu görmüş ve kayıtsız bir şekilde adama demişki: - Burda bir sürü deniz yıldızı var, sen boyle yaparak ne değiştirebilirsin demiş. Adam ona dönüp bir deniz yıldıźıni tutup denize atmış ve demışki: - Bak onun için cok şey değişti.... Sizin de hayatınıza böyle kücük dokunuslar yaparak onenli değişiklikler yapan insanlar vardır. Eger anlatmaj isterseniz yoruma beklerim.. .
Devamını Oku

Yinebirgün Hikaye paylaşım platformu

Herkesin bir hikayesi var...