Yine bir gün
Beyaban
  -
 Bay
  -
 
 13 Gönderi     4 Takipçi     0 Takip
Özledim
Özledim yere düştüğümde dizlerimin üstündeki tozları sildikten sonra koşmaya devam etmeyi. Dizim kanadığında umursamadan top oynamaya devam ettiğim günleri özledim. Bayramda aldığım yeni kıyafetlerle yattığım günleri, o heyecanı kapı kapı şeker toplamayı her şeyi o kadar özledim ki. Yatmaya doyamadığım tam on sekiz yılımın geçtiği sırtımın eskittiğini yatağımı bile özledim. Yeni yatağım onu o kadar çok aratıyor ki. Eski kitaplarımı özledim heyecanla koşa koşa gittiğim kitapçıdan aldığım o yeni kitabın kokusunu özledim. Gece gözlerimi kapattığımda beş dakikada uykuya daldığım günlerimi özledim. Şimdi ise uyku haram bir Daha fazla oku
Devamını Oku
Kardelen
Ağlar mıydı gözlerin hiç hatırlamıyorum. Hiç kalbinin sıcaklığını hissetmiş miydim ellerinde. Belki de bir sonbahar akşamıydı aşk ve biz kışın açan kardelen. Yetişemedik... Tutunamadık her mevsim bir toprağa. Bekledik bir gün gelirde bizde köklerimizi salarız diye. Ama hep geç kaldık. Yanımızdakiler buldular ilkbaharda sevdiklerini biz çürürken. Aşk sularken herkesi gözlerimiz yolları gözledi belki bize de düşer bir damla sevinir yapraklar açar çiçekler. Bize hiç uğramadı yapraklarımız hep aşağı baktı gökyüzünün maviliğinde kaybolup ilkbahar kokusunu çekemedi dallarına. Artık beklemiyor yapraklar bir damla su köküne sa Daha fazla oku
Devamını Oku
Babalar Günü (Babama)
Arkadaşlar İki gün sonra babalar günü. Lütfen benim için babanıza sürpriz yapın ve sımsıkı sarılın. Bütün dargınlıkları bir kenara koyun ve ona seni seviyorum baba diyin. O söyleyemez belki ama o sizi her şeyden daha çok seviyor. Bir anlık kızgınlıklarla büyük hatalar yapmayın. Bir defa gidince çok pişman oluyorsunuz. Onlara sarılın ve seni seviyorum diyin. Ben diyemedim Siz diyin... Sanki biraz erken oldu evimizin kapısından son çıkışın. Çok erken oldu sanki sarılışın. Çok geç demlendi belki de o çok sevdiğin çayın. Gözlerinin feri hazır değildi belki sönmeye. Göremedim içindeki feryadı gözlerinde. Hissedemedim sarıldığında Daha fazla oku
Devamını Oku
Pazarımda ki Son Meyve!
Buraya yazdığım her şey benim içimdeki duyguların kalbimin haftada iki kere içinden umut treni geçen dar bir sokağına kurulmuş bir pazarından sadece bir kaç meyvesi. O sokak o kadar dar ki tren azıcık büyük olsa bütün hayatınızın üstünden geçer. Bazen o kadar küçük gelir ki nefes alamazsın sıkılırsın duvarlara yazılar yazarsın. Belli olmaz fiyatları bazıları çok ucuzdur bazıları çok pahalı. Bazı meyveler çürük çıkar bazıları tam zamanında toplanmış nar gibi. Bazıları ilaçlanmış gibi koskocaman bazıları organik ve küçücük. Hiçbir zaman yerine gelmeyeceğini bildiğimiz umutlarımız besler onları. Bazılarına yetmez çürür Daha fazla oku
Devamını Oku
İtiraf Ediyorum!
İtiraf ediyorum hiç istemedim düştüğüm yerden kalkmayı. Dediğim gibi çabalamadım gündüz gece. Tutunmaya çalışmadım hayatın yosun tutmuş ince uzun dallarına. İtiraf ediyorum herkese ederinden daha fazla değer verdim. Beni sevmediğini bildiğim halde yanımda tuttum bazılarını. Arkamdan kuyu kazanları selamladım her gün. Bakmak istemesem de baktım her gün o kirlenmiş yüzlerine. Güldüm ikinci yüzlerine ikinci yüzümle. İtiraf ediyorum hiç sevmedim şu hayatta. Herkesin dilinde olan aşığım lafını çok az kullandım. Herkes bana sen sevemezsin dedi. Neden susuyorsun be adam konuşsana dediler. Konuştum anlamadılar. Sustum anlamadılar. Sevdim anl Daha fazla oku
Devamını Oku
Eskilerden!
Bazen gezinirken eskilerden bir türküye denk gelirim. Bir anda içimde bir fırtına kopar içimde. Sanki kalbimin bir köşesi hasret kalmış bu türküye kendini aramış gündüz gece. Aşık Veysel Der'ki "Bilmiyorum ne haldeyim gidiyorum gündüz gece". Sanki Aşığım yıllar önce beni anlatmış türküsünün mısralarında. Dinledikçe benden çok şey götürüyor ama o kadar çok şeyde getiriyor ki vazgeçemiyorum karşıma çıktığında. Herkesin dilinde bir laf insan düştüğünde kalkmayı bilmeli. Bence bazıları kalkmak istemiyor benim gibi. Umudun hiç mi yok diyeceksiniz belki. Belki vardır kalbimin derinliklerinde ışık girmeyen penceresiz bir odas Daha fazla oku
Devamını Oku
Öleceksin!
"Ölmek istemiyorum" dedi kısık ve korkak bir sesle. Sesinde büyük bir çaresizlik vardı. Suratında ki derin yaradan kanlar akıyordu. Gözlerinin feri sönmek üzereydi. "Ama öleceksin" dedi şirin bir ses. "Öleceksin..."
Devamını Oku
Son Pişmanlık
Her gece olduğu gibi aldım kalemimi elime başlıyorum karalamaya nazlı defterimi. Naz yapıyor her gece yazma gıdıklanıyorum diyor. Ben gülemedim sen gül diyorum ona ve başlıyorum yazmaya. Belki de pişmanlıklarım bir iskambil destesinde ki tek bir kart olsa bütün evreni kaplardı. Sessizce oturup konuşsam onlarla dinerdi belki içimdeki sızı. Acı vermezdi belki o kadar, tenimin çürüdüğünü hissetmezdim geceleri. Kokusunu almazdım çürümüş etin. Gözlerim kaymazdı gecenin bir vakti zifirini karanlıkta ki suretine. Biliyor musun? Pişmanlıklarım hep bana ayak bağı oldu şu hayatta. Hep kendime dedim ki ben bu hayat sanki başka birisi tarafından kullanılm Daha fazla oku
Devamını Oku
Ölüyorum
Zamanım tükeniyor hissediyorum. Bu fani dünyada belkide son günlerimi yaşıyorum. Bu zamanımı da yazmaya harcıyorum. Bütün yaprakları koparılmış papatya gibiydim şu hayatta. Çaresiz ve yalnız. O kadar bitkinim ki göz altımdaki torbaları bile taşıyacak gücü bulamıyorum kendimde. Eskiden sadece gözlerim kızarırdı şimdi madde bağımlısı bir gencin gözleri gibi mosmor olmuş gözlerimin etrafları. Betimleme yapmayı hep çok sevdim şu hayatta. Çevremdekilere bir şey anlatacağım zaman hep uzun yoldan anlatırdım. Her ayrıntıya önem verirdim. Hala öyleyim biraz buraya yazı yazarken betimlemeleri kullanmaya çalışıyorum. Anlatmak istiyorum kalbimin Daha fazla oku
Devamını Oku
Mürekkebim Bitiyor...
Kalemim yoruldu artık eskidi artık yazamıyor. Yaşlanmış ellerime ağır geliyor kımıldatamıyorum. Sevmiyor artık beni güvenmiyor bana içimi dökmeme izin vermiyor beyaz sayfalara. Senin neyine diyor beyaz bir sayfa. Belki de vaktim doldu bu sayfalarda çok yazdım. Hep şey derdim kendime ölene dek yazacağım pes etmeyeceğim. Çevremde ki her şeyi yazacağım. Ama bu aralar anlıyorum ki utanıyorum yazarken o kadar basit görüyor ki insanlar hayatı. Geçen zamanın ölümün habercisi olduğunu anlayamıyorlar yada anlamak istemiyorlar. Çünkü onların işine gelmiyor gerçekle yüzleşmek. Hep tozpembe olsun istiyorlar hayatlarının her gün kaydıraktan kaymak attığ Daha fazla oku
Devamını Oku

Yinebirgün Hikaye paylaşım platformu

Herkesin bir hikayesi var...