your image
your image
your image
Son Pişmanlık
Her gece olduğu gibi aldım kalemimi elime başlıyorum karalamaya nazlı defterimi. Naz yapıyor her gece yazma gıdıklanıyorum diyor. Ben gülemedim sen gül diyorum ona ve başlıyorum yazmaya. Belki de pişmanlıklarım bir iskambil destesinde ki tek bir kart olsa bütün evreni kaplardı. Sessizce oturup konuşsam onlarla dinerdi belki içimdeki sızı. Acı vermezdi belki o kadar, tenimin çürüdüğünü hissetmezdim geceleri. Kokusunu almazdım çürümüş etin. Gözlerim kaymazdı gecenin bir vakti zifirini karanlıkta ki suretine. Biliyor musun? Pişmanlıklarım hep bana ayak bağı oldu şu hayatta. Hep kendime dedim ki ben bu hayat sanki başka birisi tarafından kullanılm Daha fazla oku
Devamını Oku
Oysa tek ihtiyacım...
Oysa tek ihtiyacım; seviyor sevmiyor oynarken fazladan bir papatya yaprağıydi. Benim ihtiyacım senin dudaklarından dökülen bir "evet kelimesiydi aslında. Bana sevgiyle bakan gözlerin, beni görünce benden esirgemeni istemediğim bir tebessümdü aslında. Kocaman elim içinde o kücük, sıcacık elindi ihtiyaç duyduğum. Küçücük kalbimin içinde dağlar kadar olan sevgime karşılıktı tek ihtiyacım... Ama hayatta ne fazladan bir papatya yaprağı, nede senin dudaklarından dökülen bir evet kelimesi oldu. Belki nefretle bakmadı bana o gözlerin. Ama sevgiyle de bakmadı. Acıyarak ve küçümseyerek baktı. Elim boş kaldı benim. Öyle elimi tutacak biri yoksa ce Daha fazla oku
Devamını Oku
Ölüyorum
Zamanım tükeniyor hissediyorum. Bu fani dünyada belkide son günlerimi yaşıyorum. Bu zamanımı da yazmaya harcıyorum. Bütün yaprakları koparılmış papatya gibiydim şu hayatta. Çaresiz ve yalnız. O kadar bitkinim ki göz altımdaki torbaları bile taşıyacak gücü bulamıyorum kendimde. Eskiden sadece gözlerim kızarırdı şimdi madde bağımlısı bir gencin gözleri gibi mosmor olmuş gözlerimin etrafları. Betimleme yapmayı hep çok sevdim şu hayatta. Çevremdekilere bir şey anlatacağım zaman hep uzun yoldan anlatırdım. Her ayrıntıya önem verirdim. Hala öyleyim biraz buraya yazı yazarken betimlemeleri kullanmaya çalışıyorum. Anlatmak istiyorum kalbimin Daha fazla oku
Devamını Oku
Mürekkebim Bitiyor...
Kalemim yoruldu artık eskidi artık yazamıyor. Yaşlanmış ellerime ağır geliyor kımıldatamıyorum. Sevmiyor artık beni güvenmiyor bana içimi dökmeme izin vermiyor beyaz sayfalara. Senin neyine diyor beyaz bir sayfa. Belki de vaktim doldu bu sayfalarda çok yazdım. Hep şey derdim kendime ölene dek yazacağım pes etmeyeceğim. Çevremde ki her şeyi yazacağım. Ama bu aralar anlıyorum ki utanıyorum yazarken o kadar basit görüyor ki insanlar hayatı. Geçen zamanın ölümün habercisi olduğunu anlayamıyorlar yada anlamak istemiyorlar. Çünkü onların işine gelmiyor gerçekle yüzleşmek. Hep tozpembe olsun istiyorlar hayatlarının her gün kaydıraktan kaymak attığ Daha fazla oku
Devamını Oku
Kayıp hikayesi 49.Bölüm
Kayıp(49.bölüm) Gece prof.Hambert su içmek için uykudan uyandı. Bardağındaki su bitmişti. Mutfağa gitmek için yerinden kalktı. Bu zaman içeriden ayak sesleri geldi. Prof.Hambert değeneğini eline alıp yavaşça kapıyı açtı. Salona doğru adımlamaya başladı. Elinde lambası olan maskeli bir adam dolapta bir şeyler arıyordu. Profesör sessizce ona yaklaşıp değenekle "sihirli bir dokunuş" yaptı. Adam arkasını döndü. "Bu hiç olmadı!"- deyip yere yığıldı. Prof.Hambert onun elini kolunu bağladı. Komiser Plator'u aradı. O gece hırsızı tutuklayıp götürdüler. Hırsız Chin Shang isimli eskiden mahkum olmuş biri. Hırsızl Daha fazla oku
Devamını Oku
öyle özledim ki
Şimdi sana çok özledim desem, vereceğin cevabı biliyorum ama çok özlüyorum. Anlatılır hal değil inan. Yazamıyorum, arayamıyorum, sarılamıyorum, hiç ödemiyorum. Fakat öyle özledimki, yer gök şahit,herkes üzülüyor..
Devamını Oku
Kayıp hikayesi 48.Bölüm
Kayıp(48.bölüm) Lei: "Aaa!!!" Jhonny: "Baba, bu ses Lei'nin sesi!" Prof.Hambert: "Koş oğlum içeriye! Jhonny ve prof.Hambert içeriye koştular. Ying Lei'nin kafasına silah dayamıştı. Lei zor durumdaydı. Ying: "Sonunda geldiniz! Jhonny çıkar cebindeki zehiri!" Jhonny cebindeki bir poşet zehiri çıkardı. Ying: "Babanı sen öldüreceksin! Çabuk o zehiri profesöre içir! Yoksa, Lei'ye yazık olacak." Jhonny: "Hayır yapamam!" Ying kötü kötü gülümseyerek cevap verdi: "Ama ben Lei'yi öldüre bilirim." Jhonny ve prof.Hambert çok zor bir durumdaydılar. Jho Daha fazla oku
Devamını Oku
Mezuniyet
Gecen hafta Cuma günü mezuniyetim vardi. Ailem gelmedi. Saat 3 gibi program başladı ve stadda seyircilerin önünden yürüdük. Ben o kalabalikta kimseyi tanimadigum halde onlarin onünden gecerken belki bir mucize olur da ailem bana süpriz yapmıştırda gelmıştir diye baktim. Ama kimse yoktu. Kalabalıklar içinde yalnız kalmıstim resmen. Her mezun ogrenci gibi ben de bir sürü fotpgraf cektirdim. Sonra program botti. Herkesib ailesi stada indi. O an icimde yasadigim yalnizligi tarif edemem. Yurda kadar kimseyle konuşmadan yürüdüm. Gercekten mezunoyetten hic bir sey anlamadım. Mezuniyetten geriye kalanlar mutlu olmayan ben ama mutlu gözüktüğüm bir sürü fotografimdı. Daha fazla oku
Devamını Oku
Talihsiz5
Müdür oturmamı söyledi yüzünde saçma bi gülümseme vardı o takım elbiseli de ordaydı bu işin altından ne çıkıcak çok merak ediyordum müdür aceleci bi tavırla "baban seni buldu oğlum " dedi ben şaşırmıştım hiç konuşmadım dışarı çıktım ve çıkmasını bekledim çıkınca elini çekinerek omzuma koydu 'evet genç adam bundan sonraki hayatının ilk günü artık normal gençler gibi okula gidiceksin geziceksin arkadaş ediniceksin' dedi ve arabasını işaret etti arabayı görünce dahada şaşırmıştım normal bi insanın sahip olamıcağı bi arabaydı içine bindim yola koyulduk - yüzüne ne oldu? -kendim yaptım -anladım, zor bi hayat Daha fazla oku
Devamını Oku
talihsiz 4
17 yaşımdayım gençliğin en deli çağları yetimhanedeki en büyük devreyim kimse artık eziyet edemiyor bu okadar güzel ki.... paslı kapı birden açıldı içeri takım elbiseli alımlı bir adam girdi gözlerini benden alamıyordu bana bakarken rahatsız oluşu ve korkusu gözlerinden belli oluyordu müdürün odasına girdi bende kantine doğru yürüdüm kimse artık yanıma yaklaşmıyordu yüzümdeki yaralar okadar iticiydi ki ben bile bazen kendime bakamıyordum ama bazende bu yaralar beni bi süper kahraman gibi hissettiriyordu. nöbetçi çocuk beni çağardı başı öne eyik bi şekilde "müdür bey seni istiyor" dedi korkusu okadar hoşuma gitmiştiki gülme Daha fazla oku
Devamını Oku

Yinebirgün Hikaye paylaşım platformu

Herkesin bir hikayesi var...