KAYIP hikayesi 38.Bolum
Kayıp(38.bölüm)

Profesör Hambert'in ağzından:

Notu okuduktan sonra küçük bir şok geçirdim. Ne demek yemekte sana sürprizim var? Ne demek istiyor bu notu yazan? Hayır, Hambert ! Bugün otelin yemeklerinden kesinlikle yememelisin. Belki de benim yemeğime zehir koyacaklar. Bugün dışarıdan yemek yemeğe mecburum. Bu notu hiçkimseye bildirmemeliyim. Yoksa, telaşlanacaklar şimdi. En iyisi bu kağıdı parçalayıp çöp kutusuna atmak.

Banyoya girip rutin işlerimi yaptıktan sonra odadan çıktım. Aşağıya, yani açık büfeye indim. Jhonny ve Rudolf orada bekliyorlardı. Rudolf her zamanki gibi yemeklere dalmıştı. Onu yemeklerden hiçkimse ayıramazdı. Bu kadar çok yemesine rağmen kiloda almıyor. Resmen kıskanıyorum genç yardımcımı. Bir yıldır yüzümün değişmesine alışamadım. Garip geliyor bana. Yaşlı, ak saçlı biriyken genç bir insanın cildine girmek. Ama alışmalıyım bu duruma. Kendi kendime konuşurken notta yazılanları unuttum. Yemekte sana sürpriz yapacağım diyordu. Kesinlikle izin vermemeliyim yemek yemelerine!

"Rudolf, dur ! Bırak o yemeği !"-diye bağırdım uzaktan. Rudolf şaşkın şaşkın bakıyordu bana. "Niye ?"-diye soru soracağını biliyordum. "Sizi bugün gezmeye götüreceğim. Boğazda kahvaltı yapacağız."-dedim korkutmamak için.

Lei'yi bekliyorduk gitmek için. Lei nerede kaldı ? Hep erkenden kalkardı ama bu sefer ortada yok. Vakit geçtikçe daha da kötü şeyler geliyordu aklıma. Sonunda rahat duramadım ve ayağa kalktım. Üçümüz birlikte Lei'nin odasına gidiyorduk. Önce asansöre binip beşinci kata çıkmak için düğmeye bastık. Sonra asansörden çıkar çıkmaz Lei'nin odasına doğru koştuk.

Rudolf kapıyı çaldı. Hiçbir ses gelmedi. Biz iyice endişelenmeye başladık. Oda servisini çağırıp kapıyı açmasını söyledik. Yedek anahtarla kapıyı açtılar.

Lei oturduğu koltuğa kafasını dayamış gözleri kapalı bir vaziyyette oturuyordu. Yerde bir bardak vardı. Üzerine çay dökmüştü. Ben o an daha da çok korktum. İnşallah düşündüğüm şey değildir diye kaç defa allaha seslendim. Rudolf Lei'nin yanına koştu. Nabzını yokladı. Nabzı atıyordu çok şükür ki.

Yüzüne soğuk su gezdirip kolonya koklattılar. On dakika sonra uyandı Lei. Lei'nin bayılmasına sebep içtiği yeşil çayın içindeki naneymiş. Lei'nin naneye alerjisi varmış. Nane kokusu geldiğinde ve ya nane yediğinde bayılıyormuş. Bizde bugün öğrendik bunu.

Yarım saat önce dediğim gibi onları boğazda yemeğe götürdüm. Güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra boğazda keyifli bir tur attık. Temiz deniz havasından yutup otele geri döndük. Bizi gösterinin yapılacağı üniversiteye götürecek minibüs gelmişti. Hazırlanıp otelden çıktık.

Üniversite yeni tamir edilmişdi. Yedi katlı bir üniversiteydi. Gösteri salonu ikinci kattaydı. İçeri karanlıktı. Bütün izleyicilerin oturmasıyla sahne ışıkları yandı. İki tane asker kıyafetli erkek talebe girdi sahneye. Ellerinde silahlar vardı. Duvarlarda düşmanlık, savaş ve terör yazılı kağıtlar vardı. Onları nişan alıp ateş etmeye başladılar ve sonra diz çöküp "istiklal marşı"-nı okumaya başladılar:

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!

Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl...

Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.

Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!

Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.

Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,

Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,

"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.

Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.

Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın...

Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı:

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:

Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!

Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüdâ.

Ruhumun senden, İlahi, şudur ancak emeli:

Değmesin mabedimin göğsüne na-mahrem eli.

Bu ezanlar -ki şehadetleri dînin temeli-

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,

Her cerîhamdan, İlahi, boşanıp kanlı yaşım,

Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na'şım;

O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!

Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.

Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:

Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;

Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Ve ben ilk defa böyle vatanını çok seven bir millet gördüğüm için duygulandım...

Benzer Hikayeler


Kayıp hikayesinin yeni bölümlerinde neler olacak?
Kayıp hikayesinin yeni bölümlerinde kahramanlarımız Türkiyedeler! Profesör Hambert kendisine yapılan bir aramayla Türkiye'ye gitmeye karar veriyor. Burada iki gün kalan kahramanlarımız hem İstanbul'u gezip hem de yeni maceralar yaşadılar. Onların başına neler geldiğini yeni bölümlerde öğreneceksiniz!
Devamını Oku
KAYIP hikayesi
Selam arkadaslar. Bu zamana kadar hikayemin ilk 16 bolumunu- ilk serisini okudunuz. Daha cok bolumler var. Yeni maceralari okumak istermisiniz? Paylasayimmi diger bolumleri?
Devamını Oku
KAYIP hikayesi 2.Bolum
Kayıp(2.bölüm) Prof. Hambert ve Rudolf gemiyle Mısır'a doğru yola çıktılar. Üç gün yolculuk yaptılar. Yolculukları genel olarak sakin geçse de bazen okyanusun tehlikeli oyunlarına tanıklık ettiler. Soğuk gecelerde fırtınalar sessizliği bozuyordu. Göklerde çakan şimşekler herkesi korkutuyordu. Prof. Hambert yorgunluğunu üzerinden atmak için kendi odasına uyumaya gitti. Sıcak yatağına yatıp, yorganını üzerine çekti. Gözlerini kapattı. Uçsuz bucaksız bir karanlığın içine düştü. Sonra karanlığın içinden hırıltılı bir ses geldi. -"Profesör! Yolundan geri dön! Yolundan geri dön!" Prof. Hambert gözlerini açtı ve ya Daha fazla oku
Devamını Oku
img/hikaye/thump_big/15a7c433ca4957_400_yinebirgun.jpg

Yinebirgün Hikaye paylaşım platformu

Herkesin bir hikayesi var...