KAYIP hikayesi 2.Bolum
Kayıp(2.bölüm)

Prof. Hambert ve Rudolf gemiyle Mısır'a doğru yola çıktılar. Üç gün yolculuk yaptılar. Yolculukları genel olarak sakin geçse de bazen okyanusun tehlikeli oyunlarına tanıklık ettiler. Soğuk gecelerde fırtınalar sessizliği bozuyordu. Göklerde çakan şimşekler herkesi korkutuyordu.

Prof. Hambert yorgunluğunu üzerinden atmak için kendi odasına uyumaya gitti. Sıcak yatağına yatıp, yorganını üzerine çekti. Gözlerini kapattı. Uçsuz bucaksız bir karanlığın içine düştü. Sonra karanlığın içinden hırıltılı bir ses geldi.

-"Profesör! Yolundan geri dön! Yolundan geri dön!"

Prof. Hambert gözlerini açtı ve yataktan kalktı. Dışarı çıkıp biraz hava aldı.

Mısır'a vardıklarında ilk işleri buradaki arkadaşları Muhammed'i bulmaktı. Muhammed bir otel işletiyordu. Prof. Hambert ve Rudolf sık sık Mısıra seyahat ederlerdi. Ve o seyahatlerin birinde Muhammed'in otelinde kaldılar. O gün Muhammed ile arkadaş oldular.

Bir gün de burada dinlendikten sonra Prof. Hambert artık acele etmelerinin gerektiğini söyledi. Rudolf hazırlanmaya başladı. Gidecekleri yer tehlikeli olduğu için eski S&W markalı tabancasını da aldı.

Otelden çıkıp, Anubisin Piramiti'ne doğru yola çıktılar. Mısır'ın sıcak havası nefeslerini kesiyordu. Rüzgarlar altın renkli kumlardan başka hiç bir şey getirmiyordu. İki saat sonra piramitin yanına vardılar. Piramitin kapısı kapalıydı. Kapının üzerinde üç tane küçük çark vardı. Prof.Hambert ve Rudolf bir taşın üzerinde oturup kara kara kapıyı nasıl açacaklarını düşünmeye başladılar. Birden Prof. Hambert yanındaki taşın üzerindeki rakamları gördü. Büyük bir sevinçle ayağa kalktı.

Prof.Hambert:

"Kapıyı nasıl açacağımızı buldum Rudolf !"

Üzerinde üç, yedi ve on rakamları yazılan taşı gösterdi.

Rudolf:

"Bu rakamların sırrı ne profesör?"

Prof.Hambert:

"Eski Mısırlılara göre üç tanrısal gücün bütünlüğünü, yedi tanrının dünya ile birleşimini ve on ise sonu olmayan yeni bir hayat anlamını veriyor."

Rudolf:

"Yine harikasınız !"

Rudolf ilk çarkı üç kere, ikinci çarkı yedi kere ve üçüncü çarkı da on kere çevirdikten sonra kapı açıldı. Ve onlar için yeni bir macera başladı.

Piramitin içine girdiler. Her yer karanlık ve ürkütücüydü. Duvarlardaki resimler ve bazı yerlerdeki çürümüş insan cesetleri buranın ne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyordu. Rudolf bir elinde silahıyla, diğer elinde de meşalesiyle yürüyordu. İkisi de sakin sakin giderken hırıltılı bir ses geldi. Bir anda etrafı toz dumanı kapladı. Prof. Hambert dumandan Rudolf'u kaybetti...

Fikirler onemli.
img/hikaye/thump_big/15a7c433ca4957_400_yinebirgun.jpg

Benzer Hikayeler


Kayıp hikayesi 23.Bölüm
Kayıp(23.bölüm) Prof.Hambert ve Jhonny Kara Şövalye'yi öldürüp büyüyü bozduktan sonra otele geri döndüler. Artık büyük bir yük prof.Hambert'in omuzlarından kalkmıştı. Otele geldiklerinde kapıda bir adam onları bekliyordu. Uzaktan prof.Hambert'e ve Jhonny'e tanıdık geldi. Bu Rudolf'tu. Daha doğrusu, klon Rudolf. Ama onlar Rudolf'un klonlandığını bilmiyorlardı. Üstelik klon Rudolf normal Rudolf'tan farklıydı. Normal Rudolf çok iyi biriydi ama klon Rudolf normalinden farklı olarak çok kötüydü. DongJian'dan ilk görevini almıştı. Önce normal Rudolf gibi davranmaya başladı. Prof.Hambert: "Aaa! Kapıda bekleyen adam Rudolf değilmi?&qu Daha fazla oku
Devamını Oku
KAYIP hikayesi 33.Bolum
Kayıp(33.bölüm) Yeni gelen not herkesi korkuttu. Birileri onları izliyordu. Prof.Hambert bu sefer hiçbir yere gitmeyeceklerini ve burada kalacaklarını söyledi. Tehlikeli olsa da, burada kalma kararı aldılar. Bugün Londrada "Liderler" konseyinin toplantısı var. Saat on ikide hayatta kalan bütün liderler Big Ben'de buluştular. Saatin on ikiyi göstermesi ile toplantı başladı. Konu Prof.Hambert'ti. An-Wen: "Beyler, çemberimiz gittikçe daralıyor. Üç kişi kaldık. Koskoca liderler bir profesörü öldüremiyorlar." Shing: "Diğer arkadaşların hepsi öldürüldümü?" An-Wen "Evet. Ken-Zhi restoranda yediği yeme Daha fazla oku
Devamını Oku
Kayıp hikayesi 37.Bölüm
Kayıp(37.bölüm) Prof.Hambert: "Rudolf nerede, Lei?" Lei: "Rudolf sizi aramak için dışarıya çıktı." Rudolf'un kaybolduğunu sanıyorlardı. Ama Rudolf kaybolmamıştı. Onlar geldikten on beş dakika sonra Rudolf geldi. Ayağı kaymış, yere düşmüştü. Ayağını fena incitmişti. Önce bir saat onu yatağa yatırttılar. Ayağına melhem sürdüler. Bir saat daha geçtikten sonra Rudolf bulundukları yerden şikayetlenmeye başladı. Himalay dağlarına gediklerinden beri başlarından belalar uzak durmuyordu. Önce arkadaşları öldü, sonraysa kayboldular. Artık dünya haritasından yeni bir yer aramaya başladılar. Bu zaman Prof.Hamb Daha fazla oku
Devamını Oku

Yinebirgün Hikaye paylaşım platformu

Herkesin bir hikayesi var...